(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 580)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalılar Abdullah ve Rahman G. tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 125 ada 28, 29, 44, 48, 49, 50, 53, 54, 56, 60, 126, ada 2 parsel sayılı sırasıyla 3031,25, 3924.51, 2065.30, 861.32, 920.43, 2325.24, 203.70, 1001.23, 4918.99, 834.87, 934.42 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, taksim, irsen intikal, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 125 ada 28, 48, 56 parsellere davalı Abdullah G., 125 ada 29, 44, 49, 50, 53, 60 ve 126 ada 2 parseller davalı Rahman G., 125 ada 54 parselde Turan G. adlarına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacılar Faika P., Temel, Mehmet Kemal B., Didem B. kendi adına asaleten kızı Duygu G.'e velayeten Meryem B. tapu kaydına, irsen intikal, miras payı ve taksim yapılmadığına hibe olmadığına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne dava konusu 125 ada 28, 29, 44, 48, 49, 50, 53, 56, 60 parseller ile 126 ada 2 parselin kadastro tesbitlerinin iptali ile fen bilirkişinin 9.12.2002 tarihli raporunda belirtilen malikleri adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Abdullah ve Rahman G. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazların tesbitlerine esas alınan tapu kayıtları kapsamında kaldığı ve tarafların ortak miras bırakın 1998 yılında ölen İsmail G.'den intikal ettiği uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, İsmail'in ölümünden sonra mirasçıları arasında tapu dışı taksimin yapılıp yapılmadığı ya da İsmail'in sağlığında taşınmazları taksim edip etmediği yada bağış da bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Medeni yasanın eski 539 yeni 599 maddelerine göre terekenin doğrudan mirasçılara intikal kural olduğuna göre taksim ya da bağış olgularının davalılar tarafından kanıtlanması gerekir. Başka bir anlatımda davada, iddiasını kanıtlama yükümlülüğünde olan taraf davalı taraftır. Ne var ki, davalılara bu yönde delil bildirmeleri için önel verilmemiş tanık dinlenmesi yoluna gidilmemiş tek bir yerel bilirkişinin uyuşmazlığın çözümüne elverişli olmayan beyanları ile yetinilerek hüküm tesis yoluna gidilmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle davacılardan 1998 yılında ölen kayıt maliki İsmail G.'den veraset belgesi ibraz etmeleri istenmeli ya da alınacak malumat uyarınca İsmail G.'nün verasete esas aile nüfus kayıtları getirtilmeli, davalılardan taşınmazları ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, istekleri halinde aynı olanak davacılara da tanınmalı, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile hayatta bulunan tesbit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakan İsmail G.'nün sağlığında mallarını mirasçıları arasında taksim edip etmediği, ya da bağışta bulunup bulunmadığı, taksim ya da bağışta bulunması halinde hangi parselleri mirasçılarından hangisine verdiği, İsmail'in sağlığında böyle bir tasarrufta bulunmaması durumunda ölümünden sonra terekesinin tüm mirasçılarının ya da temsilcilerinin katılımı ile taksim edilip edilmediği, edilmiş ise her bir mirasçıya hangi mevkiden taşınmaz mal verildiği ve eldeki davaya konu taşınmazların kimlere isabet ettiği ve de her bir parselde kimin zilyed olduğu olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmesine çalışılmalı, yukarıda açıklanan hususlarla ilgili olarak gerektiğinde komşu parsellerin malik ya da zilyedleri ile davanın tarafı olmayan mirasçıların tanık sıfatı ile bilgilerine başvurulmalı, her bir mirasçıya verilen yerlerin mevkii ve parsel numaraları bildirildiğinde tutanakları getirtilip incelenerek bu yoldaki beyanların doğruluğu denetlenmeli, taksimin geçerliliğinin her bir mirasçıya verilen yerlerin miktarı ve değeri itibariyle eşit olması koşuluna bağlı olmadığı düşünülmeli, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de, birleştirilen davalarda davaya konu edilen taşınmazlardan 125 ada 54 nolu parsel hakkında sicil oluşturmaya esas olacak olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru olmadığı gibi, İsmail kızı Ayşe'nin oğlu Mustafa M.'den alınan veraset belgelerine ve Mustafa M.'in annesi Ayşe'den önce ölmesine nazaran eşi Meryem'in mirasçı olmayacağı düşünülmeden uzmanlığı yeterli olmayan fen bilirkişisi raporu esas alınarak Meryem adına pay tescili yoluna gidilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davalıların Abdullah ve Rahman G.'nün temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 10.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy