(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak genel kadastro sonucu davalı adına oluşan tapu kaydının belli payının iptal ve tescili isteği ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Tespite esas alınan ve aynı zamanda tarafların paydaşı bulunduğu tapu kayıtlarının taşınmaza uygunluğu keşfen saptandığı gibi bu yön uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, davalı adına tespit edilen payın fazla olduğunu ileri sürerek kısmen iptali istemiyle dava açmıştır. Uyuşmazlık, tapu malikleri ile pay oranlarının ne olduğu ve ayrıca kadastro tespitinden önce geçerli bir tapu dışı taksimin yapılıp yapılmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Ne var ki mahkemece tapu dışı taksimin yapılıp yapılmadığı konusu yeteri kadar araştırılmamış, bu arada tapu kayıtlarına göre paydaş ve pay oranları kesin olarak belirlenmemiş ve bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle tescil ilamına dayalı olarak oluşturulan 28.6.1954 tarih, 673 sıra nolu tapu kaydı ile intikali olan kayıtlar ve paydaş ve pay oranlarını gösterir bir biçimde düzenli olarak Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayıtların kadastro sırasında hangi parsellere revizyon gördüğü Tapu Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup revizyon gördükleri parseller olduğunda tutanak örnekleri istenilmeli, daha sonra taraf tanıkları ile tüm tespit bilirkişileri ve önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak öncelikle davacıdan taşınmazın belirli bir bölümünü mü dava ettiği, yoksa davalının payının tespitteki miktardan daha az olduğu iddiasında mı bulunduğu açıkça sorulup beyanı imzası ile belgelendirilmeli, alınacak beyana göre bilirkişi ve tanıklardan tapu malikleri ve mirasçıları arasında kadastro tespitinden önce yapılmış bir taksim olup olmadığı, yapılmışsa hangi tarihte yapıldığı ve taşınmazın kime yada kimlere isabet ettiği, taşınmazın değişik bölümlerinin değişik kişilere verilmesi halinde söz konusu yerlerin nereleri olduğu bilirkişi ve tanıklara arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye aksettirilmeli, geçerli bir tapu dışı taksimin yapılmadığı sonucuna varıldığında biri tapu fen, diğeri tasarruf kontrol memurlarından oluşturularak iki kişilik bilirkişi kurulundan getirtilen ve getirtilecek tapu kayıtları ile veraset belgeleri üzerinde inceleme yaptırılıp paydaş ve pay oranları ile ilgili olarak ayrıntılı rapor alınmalı, yine tapu dışı taksimin yapılmadığı durumda davalının paydaşlardan hangilerinin payını satın aldığı üzerinde durulup pay oranı ona göre hesaplattırılmalı, elatmanın önlenmesiyle ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/240 ve ortaklığın giderilmesine dair Sulh Mahkemesine 2001/964 esas sayılı dosyaları getirtilip incelenerek davaya etkisi üzerinde durulmalı, davacının davasının payı ile sınırlı olacağı düşünülmeli, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Nuri Önal'ın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 24.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy