(1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda:
Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 349 ada 7 parsel sayılı 24686,83 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde Adnan Şimşek haricen satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı Adnan Şimşek adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hazinenin dayandığı tapu kaydının taşınmaza uygunluğunun saptanamadığı, uyduğu düşünülse bile tapu tesis tarihine kadar davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü yoluna gidilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Tespit nedenine, ileri sürülüşe ve aşamalardaki ve yazılı ve sözlü açıklamalara göre uyuşmazlık, tespite esas alınan ve hazinenin dayanağını teşkil eden tapu kaydının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı, değil ise davacılar yararına zilyetliğe dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Yerel bilirkişinin kaydın uygulaması ile ilgili sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Sınır yerleri arazi üzerinde göstertilmemiş ve ona göre krokide düzenlettirilmemiştir. Öte yandan tapunun iktisap yerinde taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığına yer vermesine karşın bu yönde yapılan araştırmada yetersizdir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde öncelikle tespite esas alınan tapu kaydının evrakı müsbitesi arasında harita yada krokisinin olup olmadığı merciinden sorulup varsa getirtilmeli, tapunun ilk tesis tarihi gözetilerek ona göre taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı tanık göstermeleri istenmeli ve yerel bilirkişi seçiminde de aynı yöntem izlenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile tespit bilirkişileri ve tanıklar ve de taraflarca sonradan gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla tapu kaydı ve olduğunda haritası gereği gibi yerlerine uygulanarak aidiyet ve kapsamı belirlenmeli, bilirkişilere kayıtta yazılı sınırlar arazi üzerinde teker teker göstertilip yerleri düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, aynı kayda dayalı olarak tespitleri yapılan taşınmazlarla ilgili davaların gerek kayıtların sağlıklı uygulanması ve gerekse birisi hakkında verilecek kararın diğerinin esasını etkileyeceğinden Usulün 45. maddesi uyarınca birleştirilerek görülmesi gerektiği düşünülmeli, uygulamada kaydın revizyon gördüğü parsellerde göz önünde bulundurulmalı, kaydın revizyon gördüğü parselleri bir arada gösterir harita getirtildikten sonra taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsellerin kayıtları celp edilerek uygulaması yapılarak taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okudukları belirlenmeli, gerektiğinde kaydın uygulanması ve sınır yerlerinin belirlenmesi yönünden yöreyle ilgili memleket haritası ve hava fotoğraflarının getirtilip uygulaması yapılmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı, değilse öncesinin mera, yaylak yada kışlak gibi kamu orta malı niteliğinde yerler olup olmadığı bu tür yerlerden de olmaması durumunda davacıların ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, taşınmazın bulunduğu yöreyle ilgili olarak 4573, 5618 ve 4342 sayılı yasalar uyarınca yapılmış mera tahsis kaydı olup olmadığı keza mercileri nezdinde araştırılmalı, hazine adına kayıtlı tapu kaydının ve geldisinin oluşturulmasına esas alınan belgelerin onaylı birer örneği getirtilip incelenerek bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, taşınmazın öncesinin mera olması yada kaçak ve yitik kişilerden kalması halinde bu tür yerlerin zilyetlikle iktisabına olanak bulunmadığı düşünülmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy