(1086 S. K. m. 163, 166, 427)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi. gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı B. adına kayıtlı, davalı R. idaresinde bulunan .. .. ... plakalı aracın kırmızı ışıkta bekleyen müvekkili şirkete ait .. .. ... plakalı araca arkadan çarpması nedeniyle araçta meydana gelen 886.438.363.- TL hasar bedeli, 250.000.000.- TL değer kaybı olmak üzere 1.136.438.000.- TL maddi zararın 22.05.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar duruşmalara katılmamış, savunma yapmamışlardır.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü ile 1.026.606.200.-TL tazminatın 22.05.1999 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, davalı B. vekili hüküm verildikten sonra dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini öne sürerek eski hale iade talep etmiş ve ayrıca kararı temyiz etmiştir.
Mahkemece, dava dosyası temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay'a gönderilmeden eski hale iade talebi incelemeye uygun görülerek duruşma açılmış, davalı B'nin delilleri toplanmış ve yapılan yargılama sonunda davalının eski hale getirme talebinin kabulü ile davacıya sigorta şirketi tarafından ödenen 1.026.606.200.- Lira için karar verilmesine yer olmadığına, 109.832.163.-TL alacak yönünden davacının talebinin reddine, 1.026.606.200.- TL tazminata 22.05.1999 olay tarihi ile 28.3.2002 ödeme tarihi arasındaki süre için davacı taraf lehine yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş, davalı B. vekilinin 21.09.2001 tarihli ilk karara ilişkin temyiz dilekçesi ile dosya dairemize gönderilmiştir.
1- Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek hakimin yargılamayı sona erdirmesinden sonra davalı vekili tarafından ileri sürülen usulsüz tebligat yapıldığı iddiası ile ilgili eski hale getirme talebinin incelenmesi amacıyla duruşma açılmış ise de, eski hale getirme HUMK'nun 166. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, kanunun veya hakimin tayin ettiği kesin süre içerisinde işlem yapılamaması halinde yapılmayan işlemin sonradan yapılmasına imkan veren bir müessesedir. Eski hale getirme şartları kanunda belirtilmiştir. Buna göre temyiz sebebi olarak ileri sürülebilecek bir hususun eski hale iade sebebi olarak kabulü doğru değildir. Mahkeme, 21.09.200 1 tarihinde esas hakkında karar vererek dosyadan el çektiğine göre yeniden dosyayı ele alarak karar verilmesi usule ve kamu düzenine aykırı olduğundan 28.04.2003 tarih ve 2000/93 Esas, 2001/274 Karar sayılı kararın yukarıda açıklanan nedenlerle yok sayılması ve ortadan kaldırılması gerekmiştir.
Eski hale getirme HUMK'nun 166. ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun veya hakimin tayin ettiği kesin süre içerisinde ilgili tarafın ihtiyarında olmayan bir engel nedeni ile yapılması gereken işlemin yapılamaması halinde eski hale getirme talebinde bulunulabilir. Davalı vekili, dava dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilemediğini öne sürmüştür. Kendisine tebligat yapılamayan taraf ( kişi ) yönünden herhangi bir süre işlemesi söz konusu olamaz. Kaldı ki hakim yargılamayı sona erdiren nihai kararı vermekle davadan elini çeker. HUMK'nun 427. maddesinde de değinildiği gibi nihai kararları ancak taraflar temyiz edebilirler. Hüküm Yargıtay tarafından bozulmadan hakim kararını değiştiremez ve verdiği karardan dönemez. Açıklanan yasal zorunluluk ve yerleşik uygulamaya aykırı olarak hakimin yargılamayı sona erdiren hükmünü verdikten sonra eski hale getirme talebinin kabulü ile yeniden delil toplayarak ilk verdiği karardan ayrı bir karar vermesi isabetli değildir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin 28.04.2003 tarih 2000/93 Esas, 2001/274 Karar sayılı kararının yok sayılmasına karar verilerek ilk hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
Davalı B'ye dava dilekçesinin usulüne uygun ve geçerli biçimde tebliğ edilmediği anlaşılmakla, mahkemece yapılacak iş, davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğinin yapılması usul hükümleri gereği tarafların iddia ve savunmalarının ikmali ve delillerinin toplanmasından sonra sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Mahkemenin 28.04.2003 tarih 2000/93 Esas, 2001/274 Karar sayılı kararın yok sayılmasına, 21.09.2001 tarih 2000/93 Esas, 2001/274 Karar sayılı kararın açıklanan nedenlerle davalı taraf yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 31.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy