(3402 S. K. m. 9) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 101 ada 75 ve 203 nolu parsel sayılı sırasıyla 10875.74 ve 8885.26 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Mehmet D. adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Mustafa D. irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Hazine ise 75 nolu parselin mer'a olduğunu öne sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece davacının davasının reddine katılan Hazine davasının kabulüne 75 nolu parselin Mer'a olarak sınırlandırılmasına 203 nolu parselin ise tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm 75 nolu parsele yönelik olarak davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece ziraatçi bilirkişi raporu esas alınarak taşınmazın mer'a olduğu düşüncesiyle davacının davasının reddine katılan Hazinenin davasının kabulü ile taşınmazın mer'a niteliğiyle sınırlandırılmasına karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. İleri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık, taşınmazın mer'a olup olmadığı yönündedir. Taraflar delil olarak herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Öğretiye ve devamlılık arz eden yargısal uygulamalara göre bir yerin mer'a olarak kabulü için yetkili makamlarca verilmiş mer'a tahsis kararı ve kaydının olması ya da o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri ve de eylemli şekilde mer'a olarak kullanılması gerekir. Bunun yanında mer'a iddiası ile ilgili davalardan dinlenecek bilirkişi ve tanıklarında davanın sonucunda yararı olmayan komşu köylerden seçilmeleri zorunludur. Somut olayda taşınmazın bulunduğu yöre ile ilgili mer'a tahsis kayıt ya da kararı olup olmadığı mercileri nezdinde yeteri kadar araştırılmamış yerel bilirkişi ve tanıklarda taşınmazın bulunduğu köyden seçilmişlerdir. Öte yandan gerek yerel bilirkişinin ve gerekse tanıkların yaşları itibariyle taşınmazın öncesinin mer'a olup olmadığı konusunda yeterli bilgiye sahip olduğu da söylenemez. Bilirkişi raporları takdiri delillerden olup kesinliği yoktur. Kaldı ki dinlenen tanıklar davalının zilyetliğine değinilmesine karşın bilirkişi raporu ile tanık sözleri arasındaki aykırılığın giderilmesine de çalışılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, mahkemece taşınmazın bulunduğu yöre ile ilgili mer'a tahsis kararı ya da kaydı olup olmadığı mercilerinden sorulmalı, yine yörede daha önce toprak tevzi komisyonlarınca çalışma yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa taşınmazla ilgili ne gibi işleniş ve belirtme yapıldığı, keza mercilerinden sorulmalı, taraflardan komşu köylerden olmak üzere taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi seçiminde de aynı yöntem izlenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen tanıklarla tüm tesbit bilirkişileri ve taraflarca komşu köyden gösterilecek tanıklar ve bilirkişiler eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak olduğunda mer'a tahsis kararı ve haritası, yerel ve uzman bilirkişi aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer'a olup olmadığı, değilse kimden kaldığı kimin hangi tarihten beri zilyet ettiği, zilyetliğinin süresi ve sürdürülüş biçimi (tarla olarak ekilip sürülmek ya da biçenek (çayırlık) olarak kullanılıp kullanılmadığı) olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, komşu parseller hakkında açılıp sonuçlanan davalar bulunduğu takdirde verilen kararların örnekleri getirtilerek davaya etkisi üzerinde durulmalı, taşınmaza doğu yönde sınır teşkil eden 226 nolu parselin kadim mer'a olması halinde bu parselle dava konusu parseli ayıran doğal ve değişmez sınır olup olmadığı, bilirkişi ve tanık sözleri ile belirlenmeli, dolayısıyla mer'a bütünlüğünün bozulup bozulmadığı yönü üzerinde durulmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı Musa D.'in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 18.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy