(3402 S. K. m. 11, 14, 27, 30)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine, DSİ Genel Müdürlüğü ile davacı Mehmet Köse, katılan Zehra Karakurt ve müşterekleri tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle: 57 ada 70 ve 70 ve 71 parseller hakkında da bozma ilamında değinildiği şekilde işlem yapılması ve iş bu davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde 3402 sayılı Kadastro Yasasının 27 ve 11. maddeleri de dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu parseller yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davacı Mehmet Köse'nin davasının kısmen kabulü ile 139 ada 20, 119 ada 37, 49, 120 ada 50, 107 ada 17, 126 ada 25, 127 ada 6, 7, 56 ada 10 parsellerin davacı Mehmet Köse adına 119 ada 66, 18 ada 1 parsellerin ½'şer payları oranında davacı Mehmet Köse ve dahili davalı Abide Köse adına tapuya tesciline davalı olmadığı anlaşılan 125 ada 35, 57 ada 70 ve 71 parsellerin malikhanelerinin olağan usule göre doldurulması için kadastro müdürlüğüne gönderilmesine katılan Vakkas Karakurt mirasçıları Zehra Karakurt ve müştereklerinin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine DSİ Genel Müdürlüğü ile davacı Mehmet Köse (18 ada 1, 119 ada 66, 57 ada 70, 71, 125 ada 35 parsel hakkında) katılan Zehra Karakurt ve müşterekleri (56 ada 10, 57 ada 70, 71 parseller yönünden) tarafından temyiz edilmiştir.
1- 21.3.2002 tarih 1988/91 2002/64 sayılı önceki hükmü temyiz etmemeleri, son hükümler de ayrıca aleyhlerinde bir durum yaratılmaması nedeniyle davalı DSİ Genel Müdürlüğünün temyiz dilekçesinin (isteminin) REDDİNE,
2- Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 120 ada 50, 139 ada 20, 119 37 ve 49, 107 ada 17, 126 ada 25, 127 ada 6 ve 7 nolu parseller üzerinde dava ve tesbit tarihine kadar adına tescil kararı verilen zilyetleri yararına vergi kaydına ve irsen intikale dayalı 3402 sayılı K.Y.nın 14. maddesinde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin yerinde yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile saptanmasına ve kararda yazılı gerekçelere göre hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle bu parsellerle ilgili usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca Hazineden harç alınmamasına,
3- 125 ada 35 ve 57 ada 70 ve 71 nolu parsellerin asliye mahkemesinden aktarılan tescil davasına konu edilen yerler arasında bulunmadıklarının uygulamayla belirlenmesine göre mahkemece 3402 sayılı Kadastro Yasasının 27. Maddesi de gözetilerek yazılı olduğu üzere taşınmazlarla ilgili olarak genel hükümler uyarınca kadastro tespitlerinin yapılması için tutanaklarının Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı Mehmet Köse'nin her üç parsele, katılanların ise 57 ada 70 ve 71 nolu parsellerle ilgili hükme yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle keza bu parselle ilgili usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 11.20.YTL fazla alınan onama harcın Mehmet Köse'ye geri verilmesine,
4- Davacı Mehmet Köse'nin 119 ada 66 ve 18 ada 1 nolu parsellerle ilgili hükme yönelik temyizine gelince: 119 ada 66 nolu parselin davacı Mehmet Köse adına tesciline ilişkin 21.3.2002 tarih 1988/91 2002/64 sayılı hüküm aleyhine Abide Köse temyiz yoluna başvurmamıştır. Hal böyle olunca bu parsellerle ilgili karar Abide Köse yönünden kesinleşmiş ve dolayısıyla Mehmet Köse yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur. Bu durumda taşınmazın tümünün Mehmet Köse adına tesciline karar vermek gerekirken yazılı olduğu yarı payının Abide Köse adına tesciline karar verilmiş olması doğru değildir. Diğer taraftan 18 ada 1 nolu parseldeki 1/3 payın maliki Şemsunur bu payını davacı Mehmet Köse'ye noter senediyle satmış olmakla beraber, davacı Mehmet diğer 1/3 pay maliki kız kardeşi Abide'nin payını satın aldığını kanıtlayamamıştır. Bu durumda taşınmazın 2/3 payın Mehmet Köse, 1/3 payının ise Abide Köse adına tesciline karar vermek gerekirken eşit paylarla Mehmet ve Abide adlarına tescili yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir.
5- Katılanların 56 ada 10 nolu parsellerle ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz asliye mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiş, davacı Mehmet Köse tarafından Hazine ve Belediye aleyhine açılan davaya Vakkas mirasçıları irsen intikale ve zilyetliğe dayanarak katılma isteminde bulunmuşlardır. Uyuşmazlık, taşınmazın kimden intikal ettiği, zilyedinin kim olduğu ve kim yararına taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu yönlerinde toplanmaktadır. Tutanağın edinme yerinde yazılı 1939 tarih 467 tahrir nolu vergi kaydı uygulanmakla beraber dosyasında rastlanılmamıştır. Bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kimden kaldığı, kim ya da kimlerin zilyet ettikleri, Vakkas'ın zilyetliğinin kendi adına mı yoksa Mukaddes kocası Murtaza'ya tebanmı olduğu hususları sorulup açıklığa kavuşturulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde öncelikle söz konusu vergi kaydı özel idare müdürlüğünden getirtilip, uygulaması yapılarak taşınmaza ait olup olmadığı keşfen saptanmalı, uygulamada 57 ada 70 ve 71 nolu parsellerle taşınmazın öncesinin bir bütün olduğu gözönünde bulundurulmalı, yine taşınmaza komşu parsellerin tesbitleri esas alınan kayıtlar getirtilerek (466 ve 468 tahrir nolu) taşınmaz yönünü ne şekilde okuduklarına bakılmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kimden intikal ettiği, Mukaddes ve Zekiye'nin müşterek yerleri olması halinde Vakkas'ın taşınmazın tamamını mı yoksa maliklerinden herhangi birinin payını mı satın aldığı, satın aldığı paydaki zilyetliğinin kendi adına mı yoksa kiracılık sıfatına dayanan bir zilyetlik mi olduğu, Zekiye ve Mukaddes'den kalması durumunda adı geçenler arasında herhangi bir taksim yapılıp yapılmadığı taksim yapılmışsa kime isabet ettiği yine taşınmazda kimin hangi tarihten beri zilyet bulunduğu olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, vergi kaydının mükellefleri ile tarafların akdi ya da irsi ilişkilerin ne olduğu üzerinde durulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, gerektiğinde yukarıda açıklanan hususlarla ilgili olarak komşu parsel malik ya da zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, uyuşmazlığın 3402 sayılı K.Y.nın 30/2. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik arzettiği de nazara alınarak lüzum görülecek deliller resen toplanmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle,
1- Mehmet Köse'nin 18 ada 1 ve 119 ada 66 nolu,
2- Katılan Vakkas mirasçılarının 56 ada 10 nolu parselle ilgili hükme yönelik temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile bu parsellerle sınırlı olmak üzere hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 30.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy