(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılardan Salih D. ile katılanlar tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 320, 321 parsel sayılı sırasıyla 18550, 32200 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir. İtirazı tapulama komisyonunda reddedilen Ali Demirel ve müşterekleri 320 ve 321 parseller hakkında vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlar Mehmet T. ve müşterekleri tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 320 parsel hakkında davaya katılmışlardır.
Mahkemece davacılar ve katılanların davalarının reddine, dava konusu 320 ve 321 parsellerin tesbit gibi davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılardan Salih Demirel ile katılanlar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalı Hazine ile davacıların ve katılanların dayandıkları kayıtlar taşınmazlara uymakla beraber hazine tapusunun daha eski tarihli olduğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında her iki parsel tapu kaydına dayalı olarak hazine adına tesbit edilmiş, davacılar Seyfettin A. ve arkadaşları her iki parsele yönelik olarak irsen intikale, vergi kaydına ve zilyetliğe dayanarak dava açmışlar, 320 nolu parsele yönelik olarak da Mehmet T. ve arkadaşları tapu kaydına, irsen intikale ve zilyetliğe dayanarak katılma isteminde bulunmuşlardır. Katılanlar ve hazine ayrı kökten gelen tapu kayıtlarına dayanmışlardır, davacının dayandıkları 1937 tarih 55 tahrir nolu vergi kaydının 321 nolu parsele uygunluğu yerel bilirkişi tarafından haber verildiği gibi bu yön komşu parsel kayıtlarıyla da doğrulanmıştır. Kaydın doğu ve batı sınırları yol okuyup krokisinden de izlendiği üzere eylemli durumda da bu yönde yolların bulunduğu görülmektedir. Kuzey sınırında okunan İbrahim'in 322 nolu parsele revizyon gören 57 nolu parselin önceki maliki olduğu, güney sınırında okunan Fuat'ın ise katılanların dayandıkları tapu kaydının dayanağı tescil ilamında geçen kişi olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, gerek hazine tapusunun ve gerekse katıların dayandığı tapu kayıtlarının taşınmazlara uyduğu yolundaki yerel bilirkişi sözleri soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Hazinenin dayandığı 2. Teşrin 1938 tarih 3 sıra nolu tapu kaydı idari yoldan oluşturulmuş olup doğu sınırı Remmo oğlu Mustafa, kuzey sınırı İsmaili Şeyh, batı sınırı yol, güney sınırı Musa oğlu Emin tarlaları, katılanların dayandığı 27.3.1952 tarih 28 sıra nolu tapu kaydının sınırları ise doğusu ve batısı yol, kuzeyi Hasan oğlu Yusuf, güneyi Mecit ve Ali tarlaları okumaktadır. Hazine tapusunun batı, katılanın dayandığı tapunun ise doğu ve batı sınırlarında okunan yolların varlığı bilirkişiler tarafından haber verilmiş olup bu durum krokisinden de izlenmektedir. Kayıtlarda geçen yol özel bir isimle anılmadığına ve yol sınırının her yerde rastlanabilen sınırlardan olması karşısında hazine tapusunun taşınmazlara uygunluğunun kabulü için doğu sınırında okunan Remmo oğlu Mustafa, kuzey sınırında okunan İsmaili Şeyh, güneyde okunan Musa oğlu Emin, katılanların tapusunun aidiyetinin kabulünde ise kuzey sınırında okunan Hasan oğlu Yusuf, güney sınırında okunan Mecit ve Ali tarlalarının yerlerinin arazi üzerinde duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi gerekir. Yerel bilirkişi Remmo oğlu Mustafa'nın doğudaki yoldan sonra gelen 294 ila 297 nolu parsellerin sahibi evveli, kuzey sınırında okunan İsmaili Şeyh'in 322 nolu parsel olduğunu, güneyde de Musa oğlu Emin'in yeri olduğunu bildirmiş ise de söz konusu parsellere ait tutanakların edinme yerlerinde ve tesbitlerine esas alınan kayıtlarda bu kişilerin adlarına yer verilmemiş ve tesbit maliklerinin adı geçenlerle irsi yada akdi bağlantısının ne olduğu açıklattırılmamış, keza katılanların tapusunda sözü edilen Hasan yeri Yusuf ve Mecit ve Ali tarlaları ile ilgili sözlerde yine soyut içerikli olup kayıtlarla doğrulanmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde katılanların dayandığı 27.3.1952 tarih 28 sıra nolu tapu kaydının fotokopisi ile yetinilmeyerek dayanakları ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenmeli, yine aynı kaydın kadastro sırasında herhangi bir parsele yada parsellere revizyon görüp görmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup revizyon gördüğü parseller bulunduğu takdirde tutanakları getirtilmeli, taraflardan taşınmazları ve yöreyi iyi bilyen elverdiğince yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dilenen yerel bilirkişiler ve tanıkla taraflarca gösterilecek tanıklar ve tüm tesbit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak gerek hazinenin ve gerekse katılanların dayandıkları tapu kayıtları yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanmalı, yukarıda da açıklandığı üzere hazine tapusunda geçen Remmo oğlu Mustafa, İsmaili Şeyh ve Musa oğlu Emin, katılanın tapusunda geçer Hasan oğlu yusuf ve Mecit ve Ali tarlalarının nereleri olduğu bilirkişilere arazi üzerinde gezip göstermeleri istenip yerleri düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgilerine başvurulmalı, doğudaki yoldan sonra gelen taşınmazlarla ilgili tutanaklarda Remmo oğlu Mustafa, güneydeki 318 nolu parselin keza tutanağın edinme yerinde Musa oğlu Emin kaydına yer verilmediği gözetilerek özellikle bilirkişi ve tanıklardan sözü edilen yerlerin öncesinin kime ait olduğu tesbit malikleri ile tapulardaki adları geçen kişilerin irsi ve akdi ilişkilerinin ne olduğu sorulup açıklığa kavuşturulmalı, bilirkişi ve tanıklardan ayrıca taşınmazlarda kim yada kimlerin hangi tarihten beri zilyet ettikleri, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, bu arada güneydeki 315, 316 ve 317 nolu parsellerin kadastro tutakları ile kuzeydeki 323 ve 622 nolu parsellerin kadastro tutanak ve dayanakları kayıtlar getirtilip uygulamada yararlanılmalı, katılanların dayandıkları tapu kaydının herhangi bir parsele yada parsellere revizyon görmesi halinde uygulamada dikkate alınmalı, ziraatçi bilirkişiden taşınmazın toprak yapısı, işleniş tarzı ve süresiyle ilgili olarak ek rapor alınmalı, fen bilirkişisine yapılan keşfi ve özellikle tapu kayıtlarında yazılı sınır yerlerini izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözardı edilmemiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de;
Hükmü temyiz eden avukat Mehmet Cemal Acar'a vekaletname vermeyen ayrıca yargılama aşamasında harcını yatırarak müstakilen katılma isteminde bulunmayan Ali Aydın (Kendi adına asaleten çocukları Kesra, Mevlüde, Faruk, Mizgin, Vedat, Onur adlarına velayeten) , Nadire Aydın (Teğin) , Hediye, Rıdvan ve Adnan Aydın'ın davada taraf sıfatını kazanmadıkları düşünülmeden yazılı olduğu üzere karar başlığında adlarına yer verilmesi ve haklarında kesin hüküm oluşturacak biçimde karar verilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Davacılardan Salih D. ve katılanların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 30.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy