(3402 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 367 ada 36, 37, 39, 40 parsel sayılı sırasıyla 1819,91 - 197,37 - 199,73 - 2059,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, ifraz, taksim, kayden satın alma nedeniyle 36, 37 parseller payları oranında Ercan ve Şükriye Ural, 39 parsel Remzi Kasımoğlu, 40 parsel de payları oranında Suat, Saffet, Sabriye Kasımoğlu adlarına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde Remzi, Suat Kasımoğlu ve müşterekleri (367 ada 39 ve 40 parsel tesbit malikleri) tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kadastro sırasında adlarına tesbit edilen 367 ada 39 ve 40 parsellerin tapu kayıt miktarından eksik ölçüldüğüne bu eksikliğin davalılar adına tesbit edilen aynı ada 36 ve 37 parseller içinde kaldığına dayanarak dava açmışlar yine davacılar tarafından Asliye Hukuk mahkemesinde dava konusu 367 ada 39 ve 40 parsellere davalı Mümtaz Ural'ın el atmasının önlenmesi isteği ile açılan dava da birleştirilerek yapılan yargılama sonunda mahkemece; davanın kısmen kabul kısmen reddine, 367 ada 36 parselin 22.4.2004 tarihli fen bilirkişi raporunda 36/B harfi ile gösterilen 19 metrekarelik kısmın çıkartılmak suretiyle 1800.47 metrekare olarak davalılar adına, aynı tarihli bilirkişi raporunda 37/A, 36/B harfleriyle gösterilen toplam 111.59 metrekarelik kısmın 367 ada 37 parsel altında davalılar adına, aynı krokide 38/B harfi ile gösterilen 91.41 metrekarelik kısmın feragat sebebiyle kesinleştiği dikkate alınarak 39/A ile gösterilen 148.65 metrekarelik kısmın 367 ada 39 parsel altında davacı Remzi Kasımoğlu adına, 367 ada 40 parselin tesbit gibi davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Davacılar adlarına tespit edilen 39 ve 40 nolu parsellerin yüzölçümlerinin tapu kayıtlarındaki yazılı miktardan az olup noksanlığın 36 ve 37 nolu parseller içerisinde kaldığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğiyle dava açmışlardır. 36, 37, 38, 39 ve 40 nolu parsellerin tesbitleri aynı kökten gelen tapu kayıtlarının ifrazı ile oluşan tapu kayıtlarına dayalı olarak yapılmış olup, evrakı müsbiteleri arasında haritaları bulunmaktadır.
3402 S.K.Y.nın 20/A maddesinde kayıt ve belgelerin kapsamlarının olduğunda ve yerlerine uygulanması mümkün bulunduğunda harita, plan ve krokideki sınırlara değer verilerek belirleneceği öngörülmüştür. Hal böyle iken fen bilirkişisi tarafından gerektiği gibi ölçüm ve uygulama yapılıp davacıların dayandıkları tapulardaki miktar noksanlığının 36 ve 37 nolu parseller içerisinde kalıp kalmadığı kesin olarak belirlenmemiş ve bu arada yine davacılar adına tespit edilen 38 nolu parseldeki tapu kaydına göre oluşan yüzölçüm fazlalığı da dikkate alınmamıştır. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek fen bilirkişinin kendi içerisinde çelişki arzeden raporlarına değer verilerek hüküm kurulmuş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; 37 nolu parselin B ve C, 39 nolu parselin ise B harfleri ile işaretli bölümlerinin yüzölçümlerinin ve kimler adına tesciline karar verildiğinin hüküm yerinde gösterilmeyerek infazda duraksama yaratılmış olması da doğru değildir.
Sonuç: Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 15.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy