(3402 S. K. m. 9, 12)
Dava: Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalılardan Veli Sevinç tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 573 parsel sayılı 22900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergide kayıtlı olup kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle payları oranında davalılar miras bırakanları Hacı Mehmet, Osman, Mehmet Sevinç adlarına tesbit edilmiştir. Hazine ve Zeynep Özbek'in itirazı ile tutanak kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece, hazine davasının kabulüne ve dava konusu parselin davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Veli Sevinç tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalı tarafın taşınmaz üzerinde hazine tapusunun oluşturulduğu tarihe kadar yasada öngörülen 20 yıllık zilyetliklerini kanıtlayamadıkları gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. İdari yoldan hazine adına oluşturulan Mayıs 1942 tarih 19 nolu tapu kaydının yazılı sınırları itibariyle dava konusu taşınmaz dahil çok geniş bir araziyi kapsadığı yapılan keşif, uygulama ve teknik bilirkişinin raporlu krokileriyle saptanmıştır. Taşınmazın hazine tapusunun kapsamında kaldığının belirlenmesi karşısında, taşınmazda tapunun oluşturulduğu güne kadar 20 yıla ulaşan zilyetliklerini davalı tarafın kanıtlaması gerekir. Davalıların dayanmış olduğu 1937 tarih 39 tahrir nolu vergi kaydının doğu sınırının, doğudaki 572 nolu parsele revizyon gören 61 tahrir nolu vergi kaydının ise batı sınırının çay okuması, 39 tahrir nolu vergi kaydının güney sınırının Yahya okuyup, güneydeki 571 nolu parsele revizyon gören 35 tahrir nolu vergi kaydının mükellefinin Yahya olması, 35 tahrir nolu vergi kaydının kuzey sınırında okunan Mehmet'in ise 39 tahrir nolu vergi kaydının mükellefler arasında olması karşısında mahkemenin kaydın taşınmaza uymadığı yönündeki görüşüne katılma olanağı yoktur. Ne var ki, vergi kayıtlarına mülkiyet belgesi olmadığından zilyetlikle birleşmediği sürece değer verilemez. Tespit nedenine ve savunmaya göre uyuşmazlık, tapunun oluşturulduğu güne kadar davalı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. Birinci keşifte yalnızca hazine tapusunun uygulamasının yapılmasıyla yetinilmiş, zilyetlik konusunda herhangi bir araştırma yapılmamış ve yerel bilirkişiden de bu husus sorulmamıştır. İkinci keşifte dinlenen 1332 doğumlu tanık Mehmet Meşe'den davalıların ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi ve süresi sorulmamış, dinlenen yerel bilirkişi 1933 doğumlu İsmail Coşkun'un zilyetlikle ilgili sözleri ise kendi içerisinde çelişki arz etmektedir. Öte yandan mahkemece araştırma sonucu getirtilen ve kadastro tutanağında sözü edilen ve fakat tahrir numarası bildirilmeyen 1937 tarih 109 ve 111 tahrir nolu vergi kayıtlarının uygulaması yapılmamış, ayrıca tutanak bilirkişilerinin bilgilerine de başvurulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, davada iddiasını kanıtlama yükümlülüğünde olan davalı taraftan taşınmazı ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, istekleri halinde aynı olanak hazineye de tanınmalı, daha sonra hayatta bulunmaları halinde önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklarla taraflarca gösterilecek tanıklar ve tutanak bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan 109 ve 111 tahrir nolu vergi kayıtları gereği gibi yerlerine uygulanarak taşınmaza uyup uymadıkları saptanmalı, bilirkişi tarafından bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan ve özellikle yaşları itibariyle uygun görülen birinci keşifte dinlenen 1328 doğumlu Mehmet Özdemir ile ikinci keşifte dinlenen tanık 1332 doğumlu Mehmet Meşe ve 1928 doğumlu Hikmet Coşkun'dan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı, davalıların miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, gerektiğinde yukarıda yazılı hususlarla ilgili olarak komşu parsellerin malik ya da zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, komşu 571 ve 574 nolu parsellerle ilgili davaların sonuçlanıp sonuçlanmadığı araştırılarak sonuçlanmışsa verilen kararların kesinleşme şerhini içeren birer örneği getirtilerek davayı etkisi üzerinde durulup delillerin değerlendirilmesinde nazara alınmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamaları izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalılardan Veli Sevinç'in temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 13.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy