(818 S. K. m. 41, 83)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirket adına kayıtlı, davalı O. idaresinde bulunan 34 XX XXXX plakalı aracın, müvekkiline ait SU XX XXX plakalı araca çarpması nedeni ile araçta 7.078 Euro hasar bedeli belirlendiğini, 2.000.000.000.- TL'si, sigorta şirketi tarafından ödendiğini belirterek 140 Euro ekspertiz ücreti ve 135 Euro çekici ücreti ile birlikte toplam 6.503,44 Euro tazminatın aynen tazminine veya ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı ile tazminine, kaza tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarında 1 yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faiz yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, bedelin Türk Lirası olarak talep edilmesi gerektiğini davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile, 3.625,51 Euro zararın kaza tarihinden itibaren bir yıllık Euro cinsinden mevduata devlet bankalarınca uygulanan faizi ile birlikte, fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının davalılardan müteselsilen tahsiline, 1 93.000.000.-TL eksper ücretinin ödeme tarihi olan 19.09.2002 tarihinden, 220.000.000.-TL çekici ücretinin ödeme tarihi olan 18.09.2002 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece 3.625,51 Euro davacı zararının kaza tarihinden itibaren Euro cinsinden faizi ile birlikte hesaplanarak fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Türk Hukukunda ve uygulamada bazı özel hallerde sözleşmeye bağlı olarak yabancı para ile ödeme kabul edilmiş ise de haksız fiilden kaynaklanan borç ve alacaklar konusunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Haksız fiillerde Türk parası üzerinden tazminata hükmedilmesi genel kuraldır. Borçlar Kanunu'nun 83. maddesinde ifade edildiği gibi borç vade günündeki rayiç üzerinden memleket parası ile ödenebilir. Mala ilişkin zarar haksız fiilin gerçekleştiği anda meydana geldiğine göre zarar görenin malvarlığında oluşan azalmanın da aynı tarih esas alınarak belirlenmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.02.2001 tarih 2001/19-17 Esas, 2001/151 Karar sayılı kararı da bu anlamda hüküm getirmiştir. Bu durumda mahkemece davacının yabancı para ile belirlenen zararının kaza tarihindeki kur üzerinden Türk parası olarak ödenmesi şeklinde hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru değil, bozma nedeni ise de temyiz edenin sıfatına göre bu konu bozma nedeni sayılmamıştır. Ayrıca mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı taraf dava dilekçesinde çeşitli kalemlerden oluşan zararının tamamını istediği halde sonradan açıklama dilekçesi ile araç kiralama bedelinin de talebi kapsamında olduğunu beyan etmesi itibariyle araç kiralama bedeli hakkında toplanacak delillere göre olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken bu konuda hüküm kurulmaması da doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 25.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy