(3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, tapu kaydına ve kadastro öncesi sebebe dayanarak genel kadastro sonucu davalı adına oluşan tapu kaydının iptal ve tescili isteği ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece yapılan araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında dava konusu 11 nolu parsel miras yoluyla gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayalı olarak davalı Fatma adına tesbit edilmiş, davacı hazine, 3 nolu parsele revizyon gören ve hazine adına kayıtlı bulunan tapu kaydının miktarı 5800 m2 olmasına karşın kadastro sırasında 5350 m2 olarak ölçüldüğünü ileri sürerek tapu miktarından geriye kalan 449.96 m2 lik kısmın 11 nolu parselden ifrazı ile hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Hazinenin dayandığı 9.11.1983 tarih 12 sıra nolu tapu kaydının 3 nolu parsele uygunluğu yerel bilirkişi tarafından haber verildiği gibi bu yön uyuşmazlık konusu da değildir. Kayıt idari yoldan oluşturulmuş olup evrakı müsbitesi arasında haritası da bulunmaktadır. Uyuşmazlık, tapu miktarındaki noksanlığın 11 nolu parsel içerisinde kalıp kalmadığı yönündedir. Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 20/A maddesinde kayıt ve belgelerin harita, plan ve krokiye dayanmaları ve bunlarında yerlerine uygulanmasının mümkün bulunduğu hallerde kayıt kapsamının harita, plan ve krokideki sınırlara değer verilerek belirleneceği öngörülmüştür. fen bilirkişisince söz konusu krokinin arz üzerine uygulaması yapılmamıştır. Krokide taşınmazın kenar uzunlukları belirtildiğine göre fen bilirkişisinin krokinin ölçekli olmaması nedeniyle uygulanabilirliğinin olmadığı yönündeki görüşüne katılma olanağı yoktur. Diğer taraftan dava edilen taşınmaz bölümü üzerinde davalının zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi yönünde de bir araştırma yapılmamıştır. Tapu kaydı idari yoldan oluşturulduğuna nazaran davalıyı bağlamayacağı cihetle davalının zilyetliğinin süresi ve sürdürülüş biçimi bu nedenle önem kazanmaktadır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez, o halde, hazine tapusunun oluşturulmasına esas alınan belgelerin onaylı örnekleri tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, yine fotokopi kayıtla yetinilmeyerek tapudan kayıt örneği celbedilmeli, taraflardan tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile tüm tesbit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi ve tanıklardan hazinenin 11 nolu parsel içerisinde davaya konu ettiği bölüm üzerinde davalının ve satıcılarının zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tapunun dayanağı kroki fen bilirkişisi aracılığıyla (kenar uzunlukları esas alınarak) gereği gibi uygulanarak kapsamı kesin olarak saptanmalı, uygulama sonucu tapudaki yüzölçümü noksanlığının yalnızca 11 nolu parsel içerisinde mi kaldığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmeli, hükmün davalı tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle 125.49 m2 lik bölüm yönünden hazine yararına usulü kazanılmış hakkın doğduğu hüküm yerinde gözetilmeli, fen bilirkişisine yapılan uygulamayı ve bu arada tapudaki miktar eksikliğinin hangi parseller içerisinde kaldığını izlemeye olanak verecek biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 26.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy