(3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacılardan Haydar K. tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 240 ada 48 parsel sayılı 17425.57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve zilyetliğe dayalı olarak İsmail Turan adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde Yazgülü A. ve Haydar K.'nın tapu kaydına dayanarak davalı taşınmazın bir bölümünün kendilerine ait aynı ada 51 nolu parsele eklenerek bu taşınmaz malikleri adına tescili istemiyle açtıkları davalar birleştirilmiştir. Mahkemece davacı Haydar K. tarafından İmar ve İskan Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, aynı davacı ile Yazgülü A. tarafından İsmail Turan aleyhine açılan davaların ise esastan reddine, 240 ada 51 nolu parselin tamamı 144 pay kabul edilerek payları oranında Şeref Nur K. ve arkadaşları adına, aynı ada 48 nolu parselin ise davalı İsmail Turan adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan Haydar K. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Davacılar, 51 nolu parselin yüzölçümünün noksan olduğunu, noksanlığın 48 nolu parsel içerisinde ölçüldüğünü ileri sürerek iptal ve tescil isteği ile dava açmışlardır. Gerek 48 ve gerekse 51 nolu parsellerin tesbitleri 2510 sayılı İskan Yasası hükümlerine göre oluşturulan tapu kayıtlarına göre yapılmıştır. 51 nolu parselin yüzölçümü 16097 metrekare olmasına karşın tesbitine esas alınan Ağustos 1959 tarih 9, 10 ve 11 nolu tapu kayıtlarının yüzölçümleri toplamı 22431 metrekaredir. 48 nolu parselin yüzölçümü 17425 metrekare olmasına karşın tesbitine esas alınan Ağustos 1980 tarih 8 ve 9 nolu tapu kayıtlarının yüzölçümü toplamı 11577 metrekaredir. Şu hale göre davacılara ait 51 nolu parselin yüzölçümü revizyon gördüğü tapu kayıtları yüzölçümünden daha az, buna karşın 48 nolu parselin yüzölçümü ise tesbitine esas alınan tapu kayıtları yüzölçümü toplamından daha fazla olmaktadır. Hal böyle olunca uyuşmazlık, ortak sınıra ilişkin bulunmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için Ağustos 1959 tarih 9, 10 ve 11 sıra nolu tapu kayıtlarının 51 nolu, Ağustos 1980 tarih 8 ve 9 nolu tapu kayıtlarının ise 48 nolu parsele aidiyetlerinin duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması gerekir. Ne var ki tek bir yerel bilirkişinin soyut içerikli sözleri ile yetinilmiş tanık dinlenmesi yoluna gidilmemiş ve tesbit bilirkişilerinin bilgilerini de başvurulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, taraf tapu kayıtları düzenli bir biçimde ilk tesislerinden itibaren pay ve paydaş oranlarını gösterir biçimde intikalleri ile birlikte tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, kayıtların evrakı müsbiteleri arasında harita yada krokileri olup olmadığı gerek köy hizmetleri il müdürlüğünden ve gerekse tapu sicil müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup olduğunda istenilmeli, taraflardan taşınmazları ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile tüm tespit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak gerek davacıların ve gerekse davalı tarafın dayandıkları tapu kayıtları ve varsa krokileri yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığı ile gereği gibi yerlerine uygulanarak aidiyet ve kapsamları saptanmalı, bilirkişilere kayıtta yazılı sınırlar arazi üzerinde göstertilip düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden kanıt bilgisine başvurulmalı, kayıtların revizyon gördükleri parsellere aidiyetlerinin belirlenmesi durumunda her iki taşınmazı ayıran ortak sınırın nereden geçtiği varsa krokileri ile, yoksa bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı olarak alınacak bilgilerle saptanması yoluna gidilmeli, taşınmazlar arasındaki arkın kadim bir ark olup olmadığı ve tapuların oluşturulduğu tarihte bulunup bulunmadığı yine bilirkişi ve tanıklardan sorulup açıklığa kavuşturulmalı, bu arada sulh hukuk mahkemesinin 1975/78 esas sayılı dava dosyası getirtilerek taraflarla ve dava konusu edilen taşınmazlarla ilgisinin ne olduğu üzerinde durulup söz konusu davanın sonuçlanması halinde verilen karar delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, ortada kesin bir hüküm olup olmadığı da göz önünde bulundurulmalı, komşu parsellere revizyon gören tapu kayıtlarının uygulaması yapılarak 51 ve 48 nolu parseller yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılarak yapılan uygulama ile ilgili bilirkişilerin sözlerinin denetlenmesi yoluna gidilmeli, davacıların tapusundaki noksanlığın 48 nolu parsel içerisinde kaldığının belirlenmesi durumunda ve dolayısıyla dava edilen yerin her iki tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığının saptanması halinde hukuki değerini koruduğu sürece daha eski ve doğru temele dayalı tapu kaydına değer verilmesi gerekeceği ilkesi düşünülmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı izlemeye ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini aksettirmeye elverişli geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davacılardan Haydar K.'nın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 03.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy