(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 101 ada 8, 15, 107 ada 74 ve 120 parsel sayılı sırasıyla 5850,46- 9860,73- 5516,07- 5656,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar dava dışı parsellere uygulanan vergi kaydının miktar fazlası mer'a olarak sınırlandırılmışlardır. Askı ilan süresi içinde davacı Hamza Koca tapu ve vergi kayıtlarına, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parsellerin Mehmet Koca mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastroca 120 parsel numaralı taşınmaz 80 nolu parsele, 15 nolu parsel 4 nolu parsele, 8 nolu parsel 2 nolu parsele uygulanan vergi kayıtları miktar fazlası, 74 nolu parsel ise sınırında mer'a olduğu nedenleri ile mer'a olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmişler, davacı tapu ve vergi kaydı ve zilyetliğe dayalı iptal ve tescil isteğiyle dava açmıştır. Tespit nedenine ve ileri sürülüşe göre uyuşmazlık, taşınmazların kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer'a olup olmadığı yönünde toplanmaktadır. Yerel bilirkişinin dayanak tapu vergi kayıtlarının uygulanması ile ilgili beyanları soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Özel bir isimle anılmadığı sürece yol, dere ve mer'a her yerde rastlanabilen doğal sınırlardan olduğuna göre 408 tahrir nolu vergi kaydının aidiyetinde güney sınırında okunan Hasan, 410 nolu vergi kaydının aidiyetinde kuzey sınırında okunan Hasan ve güney sınırında okunan Türkmen, 407 tahrir nolu vergi kaydının aidiyetinde kuzey sınırında okunan Tevfik ve Aralık 1932 tarih 16 nolu tapu kaydının aidiyetinde ise kuzey sınırında okunan Hasan yerlerinin arazi üzerinde belirlenmesinin zorunluluğu açıktır. Bilirkişi tarafından adı geçen kişi yerleri arazi üzerinde göstertilmemiş ve düzenlenen krokiye de aksettirilmemiştir. Diğer taraftan öğretiye ve süreklilik arzeden yargısal uygulamalara göre bir yerin mer'a olarak kabulü için o yerlerle ilgili yetkili makamlarca verilmiş mer'a tahsis kararının olması ya da o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri ve de eylemli şekilde mer'a olarak kullanılması gerekir, yine mer'a ile ilgili davalarda dinlenecek bilirkişi ve tanıkların da komşu köylerden seçilmeleri zorunludur. Yerel bilirkişi seçiminde bir isabetsizlik yoksa da yaşı itibariyle taşınmazın öncesinin mer'a olup olmadığını bilmesine olanak yoktur. Tanıklar ise taşınmazların bulunduğu köydendir. Öte yandan taşınmazların bulunduğu yer ve mevkii ile ilgili olarak mer'a tahsis kararı olup olmadığı ve ayrıca yine taşınmazların bulunduğu bölgede toprak tevzi komisyonunca herhangi bir çalışma yapılıp yapılmadığı yönünde araştırma yapılmamış bu arada davacının miras bırakanı ve diğer paydaşları adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tespit edilip edilmediği üzerinde de durulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle taraflardan taşınmazları ve öncesini ve yöreyi iyi bilen komşu köylerden olmak üzere tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi temininde de aynı yol izlenmeli, taşınmazların bulunduğu yöre ile ilgili yetkili makamlarca verilmiş mer'a tahsis kaydı ve kararı olup olmadığı ve ayrıca yine taşınmazın bulunduğu bölgede toprak tevzi komisyonunca çalışma yapılıp yapılmadığı mercileri nezdinde araştırılmalı, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ile tüm tespit bilirkişileri ve de taraflarca gösterilecek tanıklar ve yerel bilirkişi eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan tapu ve vergi kayıtları yerel bilirkişiler aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanmalı, yukarıda da açıklandığı üzere kayıtların aidiyetlerinde sınırda okunan kişi yerlerinin arazi üzerinde belirlenmesi gereğine dikkat edilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, olduğunda mer'a tahsis kararı ve kayıtları yerel ve fen bilirkişiler aracılığıyla uygulanmalı, vergi kayıtlarının uyması halinde yazılı sınırlarına göre kapsamlarının yüzölçümüyle geçerli olacağı düşünülmeli, kayıtların uymaması durumunda bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin mer'a olup olmadığı, değilse kimden kaldığı, davacı ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, her bir taşınmaza komşu olan parseller hakkında açılıp sonuçlanan dava olup olmadığı araştırılıp olduğunda verilen kararların kesinleşme şerhini içeren birer örneği getirtilerek delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, davacının miras bırakanı ile müşterekleri adına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tespit yada tescil edilip edilmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü nezdinde araştırılıp olduğunda tutanakları getirtilip incelenmeli, taşınmazların kuru yada sulu arazi olup olmadığı üzerinde durulup, 3402 Sayılı Kadastro Yasası'nın 14.maddesinde değişiklik yapan 5403 sayılı yasa hükümleri gözönünde tutularak araştırma yapılmalı, taşınmazların mer'a olması halinde kamu orta malı niteliğindeki bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini gösterir geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Davalı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 26.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy