(4342 S. K. Geç. m. 3)
Taraflar arasındaki tespite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı E... Belediye Başkanlığı tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında 318 ada 19, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54 parsel sayılı sırasıyla 1833.53 - 45.92 - 91.58 - 234.66 - 25.32 - 45.20 - 877.79 - 528.13 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı nedeniyle E... Belediyesi adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Hazine taşınmazların mera olduğuna, tespite esas alınan tapu kaydı idari yoldan oluştuğundan geçerli bulunmadığına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parsellerin mera vasfı ile Hazine adına özel siciline kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı E... Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece hüküm yerinde yazılı nedenlerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz belediye encümen kararma dayalı olarak E... Belediyesi adına otlakiye vasfı ile oluşturulan 26.08.1964 tarih 14 sıra nolu tapu kaydına dayalı olarak belediye adına tespit edilmiş, davacı Hazine taşınmazların mera olup idari yoldan belediye adına oluşturulan tapu kaydına değer verilemeyeceğini ileri sürerek dava açmıştır. Taşınmazların belediye sınırlan içerisinde kaldığında uyuşmazlık yoktur. 20.04.2005 tarihinde kabul edilen ve 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesinde değişiklik yapan 5334 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin ikinci fıkrasında belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yerleri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ot bedeli alınmaksızın tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescillerinin yapılacağı, ancak bu nitelikte taşınmazlardan ilgili belediye ve kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescilleri bedel talep edilmeksizin aynen devam edeceği hükme bağlanmıştır. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişiler, taşınmazların öncesinin mera olduğunu haber vermişlerdir. Bu durumda belediye adına oluşturulan tapu kaydının gereği gibi yerine uygulanıp kapsamının belirlenmesi gerekir. Tapu kaydının evrakı müsbitesi arasında haritasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Haritada mikyas ve kenar uzunlukları açıkça gösterilmiştir. Hal böyle olunca haritanın uygulama kabiliyetinden yoksun olduğu yönündeki fen bilirkişisi görüşüne katılma olanağı yoktur. Bu durumda dayanak tapu kaydı ve haritası taşınmazları ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerle fen bilirkişisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerlerine uygulanıp, taşınmazların kayıt ve haritası kapsamında kalıp kalmadıkları kesin olarak saptandıktan ve yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince taşınmazların mera olarak kullanılmalarının teknik açıdan mümkün olan yerlerden olup olmadığı da araştırıldıktan sonra deliller birlikte değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken bu yönlerin göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, kabule göre de meraların tescile tabi yerlerden olmadığı düşünülmeden Hazine adına tescili yoluna gidilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davalı belediyenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 04.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy