(2004 S. K. m. 277, 278, 279, 280) (1086 S. K. m. 76) (YHGK 25.11.1987 T. 1987/15-380 E. 1987/872 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Yüksel aleyhine takip yapıldığını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını bu sebeple davalı borçlunun 25 ... 345 plaka s. aracı sair davalı olan eşi Yurdagül adına satın almasına ait tasarrufun iptal edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Yüksel, dava konusu araç üzerine daha önce de haciz konulduğunu ve borcu ödeyerek haczi kaldırdığını daha sonra da borçlarını ödemek için aracı sattığını belirtmiştir.
Diğer davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve cevap vermemiştir.
Mahkemece davalı borçlunun yapmış olduğu bir tasarruf bulunmadığından üçüncü kişi durumunda bulunan Yurdagül'ün tasarruflarının iptali istenemeyeceği, davalı Yurdagül'e borçlunun karşılıksız kazandırma iddiası sebebiyle davacının iptal isteminin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK. nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarruflarının iyiniyet kurallarına aykırılık sebebiyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve tasarrufa konu mal üzerinde cebri icraya devam imkanını getirerek alacağın tahsilini sağlamaktır.
Borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları İİK. nun 278, 279 ve 280. maddelerinde üç grup altında düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunu hakimin takdirine bırakmıştır (YHGK. 25.11.1987 tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar s. ilamı). Buna göre genel olarak borçlunun iptale tabi tasarruflarının, alacaklılardan mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yaptığı tasarruflar ile alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tasarruflar olduğu kabul edilmektedir.
Özetlenen bu hukuksal çerçevede somut olaya bakıldığında borçlunun parasıyla 3. kişiden alınan aracın alacaklıdan mal kaçırmak kastıyla borçlunun eşi adına kayıt edildiği ileri sürülmektedir. Dava konusu aracın doğrudan borçludan satın alınmamış olması davanın reddi için neden değildir. Kanıtlanması durumunda borçlunun kendi adına aldığı ve bedelini ödediği halde, isteği üzerine aracın trafikte satıcı tarafından eşi adına tescili işleminde, borçlunun eşi yararına bir tasarrufta bulunduğu kabul edilmelidir. Çünkü bu durumda satın alınan malların bedeli borçlunun mal varlığından çıkmış, ancak karşılığı olan mallar eşinin malvarlığına karşılıksız olarak girmiş olacaktır. Borçlunun bağış olarak eşi yararına ödediği bedel trafikte eşi adına tescil isteği kapsam ve niteliği itibariyle borçlunun tasarrufu olduğundan, bu tasarruflar sonucu davalı eşinin edindiği araçtan İİK. nun 278/1. maddesindeki koşulları varsa, 283. maddesi hükmünce alacağın tahsiline imkan verilmek gerekir. Kaldı ki HUMK. nun 76. maddesine nazaran, bir davada ileri sürülen maddi olgu ve bulguların hukuki nitelendirmesini yapmak yasa maddelerinin uygulamakta hakimin görevidir.
Bu durum karşısında mahkemece iptal davası koşullarının oluşup oluşmadığı incelenerek davanın sonuçlandırılması gerekirken, delillerin tamamı toplanmadan yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerden ötürü davacı yararına BOZULMASINA, 08.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy