(2004 S. K. m. 278, 280) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda, davanın kısmen kabulüne ilişkin İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 13.11.2007 gün ve 2006/204-2007/235 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 16.9.2008 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davacı vekili gelmedi davalı Mihael vekili avukat geldi. Diğer davalılar vekili gelmediği anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Bülent aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını, bu nedenle borçlunun sahibi olduğu taşınmazdaki hissesini kardeşi davalı Hülya'ya satışına onun da diğer davalı Mihael'e devrine ilişkin tasarrufların iptalini ve taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasını talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre davalı Hülya ile borçlu arasındaki tasarrufun yakın akrabalık nedeniyle iptaline diğer davalı Mihael hakkındaki davanın ise kötüniyetli olduğunun kanıtlanamaması gerekçesiyle reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili ile davalı Hülya vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı Hülya vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, 3. kişi Hülya'nın borçlu Bülent'in kardeşi olmasına İİY'nin 278/1 maddesinde bu derece akrabalar arasında yapılan tasarrufların bağışlama hükmünde sayıldığının ve iptale tabi olduğunun öngörülmesine, diğer taraftan Hülya'nın borçlu olan kardeşi Bülent'in alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olması nedeniyle de tasarrufun iptali gerekeceğine (İİY. 280/11) ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı Hülya vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davalı borçlunun ortağı olduğu şirket ile 4. kişi durumundaki Mihael'in aynı binada işyeri sahibi oldukları ve aralarında icra takiplerine konu olan alacak borç ilişkilerinin mevcut olduğu, bu borç ilişkileri nedeniyle dava konusu taşınmazın Mihael'e devredildiği davalı Hülya'nın savunmalarından da anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin iyice aydınlanması bakımından tarafların ticari defterlerinin bilirkişiye incelettirilmesi, ilişkilerinin ne kadar zamandan beri devam ettiği ve ne tür ilişkiler olduğu tespit ettirilmesi gerekir. Bu işlerden sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ile sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Hülya vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına duruşma vekalet ücretine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek, halinde davacıya geri verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 2.422.65 YTL kalan onama harcının temyiz eden davalı Hülya'dan alınmasına 16.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy