(1086 S. K. m. 376, 388, 389) (2709 S. K. m. 141)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı T. Finansal Kiralama A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların işleteni, sürücüsü ve sigortacısı oldukları aracın, müvekkiline ait araçta hasara neden olduğunu açıklayarak, 1.803,00. TL.'nin olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı T. Finansal Kiralama A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, aracı finansal kiralama ile kiraya verdiklerinden aracın işleteni olmadıklarını bu nedenle davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı sigorta vekili de, davanın reddini savunmuş, diğer davalı ise cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalı T. Finansal Kiralama A.Ş. hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 1.630,00.TL.'nin davalı Anadolu Sigorta yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ve 14.05.2006 tarihinden itibaren, Davalı Ergün yönünden ise, 12.05.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik olarak davalı T. Finansal Kiralama A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece tüm kanıtlar toplanıp, incelendikten ve HUMK'un 376. maddesi hükmüne göre, tarafların son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin aynı yasanın 388. maddesi hükmüne göre kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucu 389. madde hükmünde öngörülen biçimde tefhim edilmesi asıldır.
HUMK'un 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren, tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HUMK'un yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki hükümlerine de aykırı bir durum yaratır.
Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Somut olayda, hüküm fıkrasının (4) ve (5) no'lu bentlerinde harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile ilgili hüküm kurulurken taraflara yüklenen sorumluluk kapsamında, hangi davalının ne miktarda sorumlu olduğunun açıkça belirtilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı T. Finansal Kiralama A.Ş. yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı T. Finansal Kiralama A.Ş.'ye geri verilmesine 19.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy