(1086 S. K. m. 83) (YHGK. 20.03.1968 T. 1967/9-210 E. 1968/151 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davalı Halit Akkurt vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait araca, 09.05.2003 tarihinde, davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasarlandığını, mahkeme aracığıyla yaptırılan tespitte araçtaki hasarın 14.150,00 TL olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak koşulu ile 1.000,00 TL'nin, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 13.10.2008 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 14.150,00TL'ye yükseltmiştir.
Davalı Hakan Tayfun vekili cevap dilekçesinde, kusur oranına, hasar miktarına itiraz etmiş, daha sonra ıslah dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı Şerife Demiratar duruşmadaki beyanında, aracı olay tarihinden önce sattığı ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, 14.150,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Halit Akkurt'an tahsiline, davalı Şerife Demiratar yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Halit Akkurt vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı Halit Akkurt vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekili dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000.00 TL'lik kısmi dava açmış, 13.10.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile 14.500,00TL'nin tahsilin, talep etmiştir. Davalılar vekili ise ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunmuştur.
Bilindiği gibi, davacı kısmı davada saklı tuttuğu fazlaya ilişkin haklarını, ek bir dava açarak isteyebileceği gibi, müddeabihi aynı davada kısmi ıslah dilekçesi verip harcını yatırmak suretiyle arttırabilir.
HUMK'un 83. Maddesinde ıslah, taraflardan birisinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesi olarak tanımlanmıştır. Islah, davanın tamamen veya kısmen ıslahı şeklinde yapılabilir. Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda tamamen ıslahta, yeni bir dava açılmış sayılamayacağı, ıslah edilen davanın ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğu bunu doğal sonucu olarak zamanaşımının ve hak düşürücü sürenin ilk davanın açıldığı tarihte kesinleşmiş sayılacağı, kısmi davada ise dava edilmeyen alacak kesimi için fazlaya ait hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmektedir. Kısmi dava açılması halinde zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir. (YHGK. 20.03.1968 gün E.9/210 K.151, YHGK. 23.11.1966 T. E.593, K.296)
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Halit Akkurt vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Halit Akkurt vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Halit Akkurt'a geri verilmesine, 03.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy