(2918 S. K. m. 109)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı taraf aracının sebebiyet verdiği kaza sonucu, müvekkili idareye ait bariyerlere çarpılarak hasar verildiğini, davalı sürücünün olayda % 100 oranında kusurlu bulunduğunu belirterek, 1.751.61.YTL hasar bedelinin olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı B. Sigorta A.Ş vekili, davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, sigortalının kusuru oranında azami 2.750.YTL poliçe limiti ile sorumlu olduklarını, olay tarihinden faiz istenemeyeceğini, zincirleme kaza olduğundan garameten ödeme yapılabilme ihtimalinin de göz önünde bulundurulmasını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı A. T. hakkındaki davanın kabulü ile 1.751.61.YTL tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile bu davalıdan tahsiline, davalı Batı Sigorta A.Ş hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi zararın tazmini istemi ile zarara yol açan aracın sürücüsü (aynı zamanda işleteni) ve ZMSS aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Davalı sigorta şirketi vekilinin ileri sürdüğü zamanaşımı defi kabul edilerek davalı Batı Sigorta A.Ş hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. 4353 sayılı Muhakemat Kanunu'na tabi kurum avukatları ile ilgili olarak zamanaşımının başlangıç süresi, dava açmaya yetkili kuruma (Muhakemat Müdürlüğü'ne) ilgili idare tarafından dava açılması için yazılı olarak emir verildiği ve dava açma yazısı ile Muhakemat Müdürlüğü'nün zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren başlar.
Somut olayda, kaza nedeniyle zarar gören davacı idarece 17.05.2007 tarihli yazı ile İstanbul Muhakemat Müdürlüğü'ne dava açılması hususunda emir verildiği ve bu tarihte dava açma emrine ilişkin yazı ile dava açmaya yetkili Muhakemat Müdürlüğün'ce zarar ve failin öğrenildiği ve davanın 01.11.2007 tarihinde zamanaşımı süresi içinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı sigorta şirketi yönünden de işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kaldı ki; davaya konu olayla ilgili düzenlenen kaza tespit tutanağında kazanın maddi hasarla birlikte yaralamalı da olduğu belirtilmiştir.
O halde, 2918 sayılı KTK.'nun 109/2 maddesinde düzenlenen uzamış ceza zamanaşımı hükümlerinin olayda uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılmadan karar verilmesi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy