(2918 S. K. m. 3, 85)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm, davacı vekili ve davalılardan A..E..T
ile E
Turizm A.Ş. vekillerince temyiz edilmiş, davalı E
Turizm A.Ş. vekilince duruşma talep edilmiş olmakla, duruşma için tayin edilen 13.10.2009 Salı günü davacı vekili Av. Zafer T
ile E
Turizm A.Ş. vekili Av. F
. K
.. geldiler.
Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı ve davacı vekilleri dinlenildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl dosyada ve birleştirilen davada müvekkilinin kasko sigortacısı olduğu aracın, davalıların işleteni-sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu araçların neden olduğu kaza sonucunda hasar gördüğünü, hasar bedelinin müvekkilince sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, ödenen 60.390,00-TL tazminatın kusur oranlarına göre davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı A
E.. T
vekili, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı E
Turizm A.Ş. vekili, müvekkilinin aracı diğer davalı L
. İ
Ltd. Şti.'ye uzun süreli kiralama sözleşmesi ile kiraladığını, işleten sıfatı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı A
K
mirasçıları, M
ve G
vekili, asıl kusurun diğer davalı A
E
T
de olduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Davalı L
İ
ltd. Şti. vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı sigorta şirketleri vekilleri, ayrı ayrı, poliçe limiti ile sorumlu olduklarını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davalı E
T
A.Ş. tarafından sunulan araç kiralama sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığı için geçerli kabul edilemeyeceğini, bu nedenle işleten sıfatının araç maliki olan E
Turizm A.Ş.'de olduğu gerekçesiyle davalı kiracı L
İ
A.Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, kazanın meydana gelmesinde davalı A
E
T
'nin 3/8, kazada ölen A
K
'ın 5/8 oranında kusurlu oldukları, kasko sigortalı aracın sürücüsünün kusuru bulunmadığı ve aracın kaza sonrasında pert olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile, bilirkişi raporu hükme esas alınarak ve davacı talebi aşılmayacak şekilde, asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne, sigorta şirketleri poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere, 11.090,63-TL'nin davalılar A.E.T. ve B
Sigortadan, 18.484,34-TL'nin davalı E
Tur.. A.Ş. ve G.. Sigortadan, A
K
mirasçılarından (taleple bağlı kalınarak mirasçıların sorumluluğu 15.090,50-TL olmak üzere) müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili, davalı E
T
A.Ş. ve davalı A.. E.. T
vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranlarının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı A
E
T
vekilinin tüm, davalı E
T
vekilinin ve davacının aşağıdaki bentler dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Kazaya neden olan aracın kaza tarihindeki kayıt maliki davalı E
Turizm A.Ş. olup, araç kaza tarihinden önce diğer davalı L
İlaç Ltd. Şti. tarafından kiralanmıştır. Davacı tarafından, işleten sıfatı ile her iki davalı aleyhine dava açılmış, mahkemece aracın kayıt malikinin işleten olduğunun kabulü ile davalı E
Turizm A.Ş. aleyhine açılan davanın kabulüne, aracın kiracısı olan diğer davalı L
İlaç Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin, işleten sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre, trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde uzun süreli kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi nam ve hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır. Şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, Bir motorlu taşıtın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bir bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." Hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekecektir. Gerek doktrinde gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda davalı E
Turizm Tic. Ve San. A.Ş., kazaya neden olan aracı L
İlaç Ltd. Şti.'ye kazadan çok önce kiraya verdiğine ilişkin fatura ve teslim belgesi düzenlediğini ve aracı kira sözleşmesi ile devrettiğini kanıtladığına göre bu davalı yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, yukarıda açıklandığı üzere davalı L
İ
Ltd. Şti., aleyhine kazaya neden olan aracın uzun süreli kira sözleşmesi uyarınca kiracısı olup, aracın işleteni olduğunun kabulü ile davalı aleyhine hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
4. Kabule göre de davalı L
İ
Ltd. Şti. aleyhine açılan dava husumet yokluğundan reddedildiği halde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. Maddesi uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde nisbi vekalet ücretinin tahsiline karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda -1- numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı A
E.. T
vekilinin tüm, davalı E
T
A.Ş. vekilinin ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, -2- numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı E
Turizm A.Ş. vekilinin, -3- ve -4- numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı E
Turizm A.Ş. ve davacı yararına BOZULMASINA,
13.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy