(1086 S. K. m. 275) (6762 S. K. m. 1281) (2918 S. K. m. 48) (Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 97) (YHGK 23.10.2002 T. 2002/11-768 E. 2002/840 K.) (YHGK 02.03.2005 T. 2005/11-81 E. 2005/118 K.) (YHGK 14.12.2005 T. 2005/11-624 E. 2005/713 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, davalıya kasko ve ferdi kaza koltuk sigortası ile sigortalı olan araç ile kaza yapan davacıların murisi sürücünün öldüğünü, davacıların poliçe limiti 5.000 TL'yi tahsil etmek amacı ile yaptıkları icra takibine davalının itiraz ederek durdurduğunu açıklayıp, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, sürücünün alkollü olması nedeni ile zararın teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kabulü ile, davalının Beyoğlu 2. İcra Müdürlüğünün 2008/3968 takip sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına davalı borçlunun asıl alacağın % 40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava trafik kazası nedeni ile ferdi kaza koltuk sigortasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
HUMK.unun 275. maddesine aykırı olarak avukat olan bilirkişiden alınan rapora itibar edilerek karar verilmiştir. 2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile içkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan b-2 bendinde alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanmayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Ferdi kaza sigortası genel şartlarının 4/d maddesi gereği sürücünün aşikar sarhoş olduğu haller poliçe kapsamındaki kaza sayılmamaktadır.
Bununla birlikte Genel Şartlarının 4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda zararın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz. YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212;YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-118; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olaya gelince, Cumhuriyet Savcılığı tarafından davacıların desteği olan maktulün kan örneği alınarak ATK'dan alkol durumu sorulmuş, bu hususa ilişkin ATK'nun cevabı yazısı dosya içine alınarak ve ayrıca sürücü G.'in kaza sırasında alkollü olup olmadığına dair tüm deliller usulünce toplandıktan sonra mahkemece yapılacak iş; aralarında nöroloji uzmanı doktor ve trafik uzmanının bulunduğu bilirkişi heyetinden olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, rizikonun sadece alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurlarında etkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, böylece, rizikonun teminat dışında kalıp kalmadığının tespitiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma kapsamına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek haline temyiz eden davalıya geri verilmesine 25.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy