(6762 S. K. m. 1281, 1282, 1292) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5)
Dava: Taraflar arasındaki kasko tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu, kaza sonrasında hasar gördüğünü, ancak sigorta şirketinin hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, 41.300,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zararın teminat dışı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, zararın teminat kapsamında olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davalı şirkete kasko sigortalı araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe yürürlük süresi içerisinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Davalı sigorta şirketi, sürücünün değiştirildiğini, gerçek sürücünün alkollü olabileceğini savunarak, hasar bedelini ödemekten kaçınmıştır.
Kural olarak TTK. 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasa'nın 1281 nci maddesi hükmüne göre kural olarak, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin savunmanın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının savunduğu şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin kasko sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması halinde sigortacı ödemekten kurtulabilir. İlkeleri yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Yukarıda anılan ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde, trafik kaza tespit tutanağında, her iki araç sürücüsü de tespit edilememiş, daha sonra dava dışı Şuayip Kerim Sarıkaya kasko sigortalı aracın sürücü olduğunu bildirmiş, araç sürücüsünün başka bir kişi olduğuna ilişkin tutanak, tanık beyanı gibi başka bir delilde sunulmamıştır.
Kaza tespit tutanağında araç içindeki yolcuların hepsinin alkollü olduğu, bu nedenle sürücülerinin de alkollü olduğunun düşünüldüğü belirtilmiştir. Öncelikle diğer araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre alkol, rizikonun teminat kapsamı dışında kalması için bir neden oluşturulmamaktadır.
Mahkemece, sigortalının kasten ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilmiştir. Ancak, dosya kapsamında yer alan kök rapor ve ek raporda hasarın teminat kapsamında olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, aynı heyet tarafından düzenlenen ikinci ek raporda araçtaki hasar ile kaza tespit tutanağındaki anlatımın uyumlu olmadığı yani, kazanın ihbar edildiği şekilde gerçekleşmediği kabul edilmiş ve bu rapor hükme esas alınmıştır. Öncelikle aynı bilirkişi heyetinin önceki raporları ile çelişkili raporunun hükme esas alınması doğru olmamıştır. Ayrıca son düzenlenen bilirkişi raporuna kadar, hasarın kaza ile uyumlu olmadığına ilişkin ne ekspertiz raporunda ne de önceki bilirkişi raporlarında bir tespit bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece, trafik alanında uzman makine mühendisi bilirkişilerden oluşacak heyetten alınacak ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu ile, araçların hasar durumu, yol durumu gibi etkenler dikkate alındığında, hasar ile kazanın uyumlu olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı Zeliha Nurdan Bircan'a geri verilmesine, 08.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy