(2004 S. K. m. 96, 97/A)
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içerisinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı 3. kişi vekili, İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2008/20053 Esas s. dosyasından, davacı şirkete ilişkin işyerinde bulunan makinelerin 05.02.2009 gününde haczedildiğini belirterek, İİK.nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, İİK'nun 97/a maddesinde ön görülen mülkiyet karinesinin aksinin ispatlanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu makineler 05.02.2009 tarihinde, davacı 3. kişi şirkete ilişkin işyerinde haczedilmiştir. Bu halde mülkiyet karinesi davacı 3. kişi şirket yararınadır. İcra Müdürünün hatalı işlemi sonucu 3. kişinin dava açmak zorunda bırakılması ispat külfetinin yer değiştirmesine neden olmaz. Davalı alacaklı mülkiyet karinesinin aksini kesin ve güçlü delillerle ispatlamalıdır.
Somut olayda, borçlu şirket ortakları K. ve D. B. hisselerini borçtan önce 22.2.2008 gününde dava dışı M. Y. ve O. G.'e devretmişlerdir. Davacı şirket ise yine borcun doğumundan önce M. ve A. B. tarafından borçlu şirket adresinde farklı olan haciz adresinde kurulmuştur. Haciz adresinin borçlu şirket adresi olduğuna ait olarak davalı alacaklı tarafından herhangi bir delil sunulmamıştır. Her ne kadar haciz mahallinde borçlu şirkete ilişkin belgeler bulunmuş ise de bu belgelerin bir kısmının alacaklı tarafından gönderildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca yalnızca bu belgelerin haciz mahallinde bulunması tek başına karine aksini ispata yeterli bulunmamıştır.
Bu maddi ve hukuki olgular karşısında mahkemece, davacı 3. kişinin davasının kabulüne karar vermesi gerekirken, davacı ve borçlu şirketlerin adres ve ortaklarının aynı olduğu şeklindeki hatalı tespit ile yazılı biçimde reddini karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı 3. kişi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istem halinde temyiz eden davacı 3. kişiye geri verilmesine 02.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy