(2004 S. K. m. 8, 96, 97/A)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içerisinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı 3. kişi vekili, İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2008/14176 Esas s. dosyasından, 26.11.2008 davacı şirkete ilişkin işyerindeki demirlerin haczedildiğini belirterek, İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak davanın kabulü ile haczin kaldırmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, mülkiyet karinesinin borçlu yararına olduğunu, sunulan belgelerin karine aksini ispat edici nitelikte bulunmadığından, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, haczin davacıya ilişkin 13 no.lu dükkanda yapıldığı ve borçlu ile davacının baba-oğul olmasının alacaklının iddiasını ispata yeterli olmadığından, bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar, 26.11.2008 gününde borçlunun takip dayanağı belgede yer alan ve ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste haczedilmiştir. İİK'nun 97/a maddesinde ön görülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu kanuni karine aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanmalıdır.
Dosya içindeki belgelerden, borçlu ve davacı 3. kişinin baba-oğul olduğu, 2. Sanayi Sitesi 340. Sk No:15 adresinde borçlunun faaliyette bulunduğu ancak, borcun doğumundan sonra No:13 deki işyerini davacının borçlu babasında kiralayarak faaliyete başladığı anlaşılmaktadır. Davacı 3. kişi dava konusu haczin kendisine ilişkin 13 no.lu işyerinde yapıldığını ileri sürmüş ise de, haciz tutanağı içeriğinde haczin borçluya ilişkin 15 no.lu işyerinde yapıldığı açık olarak belirtilmiştir. İİK'nun 8. maddesi gereğince icra tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğinde olup, aksi davacı tarafından ispatlanmamıştır.
Kaldı ki, davacıya ilişkin olduğu iddia edilen 13. no.lu işyerinde de haciz sırasında borçluya ilişkin vergi levhası bulunmuş ve bu adres borçlu tarafından borcun doğumundan sonra davacıya kiralanmıştır.
Tüm bu olgular karşısında, mahkemece davanın reddi gerekirken aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istem halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 23.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy