(1086 S. K. m. 9) (2004 S. K. m. 227, 280)
Dava: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içerisinde davacılar tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de davetiye pulu olmadığından duruşma isteğinin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan A. K.'ın malik Y. K.'ın sürücüsü olduğu araçla 13.11.2000 gününde yaptığı kazaya ait olarak aleyhlerine açılan tazminat davası sırasında borçlulardan Y. K.'ın 10.2.2001 tanzim 30.8.2001 vadeli 25.000 TL'lik senet vererek kayınbiraderi davalı M. Ü.'a muvazaalı olarak borçlandığını, M. tarafından yapılan icra takibinde davalı borçlu Y.'e ilişkin Salihli 2228 Ada, 16 parselde kayıtlı taşınmazın tedbir kararına rağmen icrai satış sonucu alacağa mahsuben 26.11.2004 gününde davalı M. Ü.'a, M. tarafından da 11.5.2005 gününde dahili davalı M. Ç.'e satıldığını belirterek tasarrufun iptaline, taşınmazı haksız ve muvazaalı olarak elde eden davalı M. Ü.'ın taşınmazı elden çıkarmış olması halinde taşınmazın rayiç bedelinin, alacağın doğduğu tarihten itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalılar A. ve Y. K. vekili HUMK'nun 9. maddesi gereğince Salihli Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, A. tasarrufun tarafı olmadığından kendisine husumet yöneltilemiyeceğini, takip konusu senedin davalı M.'ten alınan borca mahsuben verildiğini, Y.'in A. aleyhine boşanma davası açtığını bu olaylar sebebiyle M.'e olan borcunu ödeyemediğini, dava konusu taşınmazın da icra kanalıyla alacağa mahsuben M.'e satıldığını, satıştan davacının haberdar olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı M. Ü. vekili Salihli Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı Y.'in kazadan önce müvekkiline borcu olduğunu, satıştan davacıların haberdar olduklarını taşınmazın icra yoluyla satıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı M. Ç. tebligata rağmen savunma yapmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre cebri icra yoluyla yapılan satışlarda borçlunun bizzat kendisinin yaptığı bir tasarruf söz konusu olmadığı ve bu tür satışlara karşı tasarrufun iptali davası açılamıyacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Yasanın 280/1. maddesi malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı bütün işlemler borçlunun içerisinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin sair tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir hükmünü içermektedir.
Somut olayda davalı borçlu Y. K. 13.11.2000 günlü borcun doğumun sonra 10.2.2001 tanzim 30.8.2001 vadeli senetle kayınbiraderi davalı M. Ü.'a borçlanmıştır. M. Ü. bu senet sebebiyle borçlu Y. hakkındaki tazminat davası devam ederken 12.12.2003 gününde icra takibi yapmış dava konusu taşınmaz üzerine (29.3.2001 gününde tedbir kararı) 8.12.2003 gününde ihtiyati haciz koydurarak 26.11.2004 tarihindeki icra satışı sonucu alacağa mahsuben almış 11.5.2005 gününde de dahili davalı M. Ç.'e satmıştır. Mahkemece taşınmazın cebri icra yoluyla satıldığı borçlunun tasarrufunun söz konusu olmadığı bu tür satışlara karşı dava açılamıyacağı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davalı M. Ü. borçlu Y.'in kayınbiraderi olup davacının takip konusu alacakla ilgili açtığı tazminat davasını ve bu dava sırasında taşınmaza konun ihtiyati tedbir kararını bilebilecek kişilerdendir. 2003/2635 Esas s. takip dosyasından 8.12.2003 gününde haczedilen 11.000 TL'lik menkuller hakkında alacaklı M. Ü. tarafından satış işlemlerinin yapılmadığı, borçlunun bu takip dosyasına verdiği 28.1.2004 günlü mal beyanı dilekçesiyle senedin muvazaalı (alacaklı M. Ü. ayrılmak üzere olduğunu eşinin abisidir senedi zorla aldı) olduğunu beyan ettiği, taşınmazın halen borçlu A. K. tarafından kullanıldığı anlaşıldığından davalı M. Ü. tarafından 2003/2635 Esas s. takip dosyasındaki senedin ve takibe istinaden yapılan cebri icra satışının alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı ve davalı 3. kişi M. Ü.'ın da borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu dava konusu taşınmazın halen borçlu A. tarafından kullanılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle dava konusu tasarrufun davacıların alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak iptal edilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istem halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 04.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy