(2004 S. K. m. 97, 99) (1086 S. K. m. 438)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı üçüncü kişi ve borçlu tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı alacaklı vekili, Konya 14. İcra Müdürlüğünün 2008/6420 Esas sayılı dosyasından. 2.12.2008 tarihinde yapılan haciz sırasında davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu belirterek İ.İ.K.nun 99. maddesi gereğince üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili ise, hacizli malların dava dışı firmaya satıldığını, onunda davalı üçüncü kişi şirkete sattığını ve kendilerine ait olmadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, davaya konu haczin yapıldığı adresin borçlu şirketin adresi olduğu ve haciz sırasında borçlunun işçilerinin mahalde hazır bulunduğu, yapılan satışın alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik olduğundan bahisle davanın kabulüne ve davalı alacaklı lehine %15 tazminata karar verilmiş; hüküm, davalı üçüncü kişi ve borçlu vekilince temyiz edilmiştir.
Dava alacaklının İ.İ.K.nun 99 maddesine dayalı olarak açtığı istihkak iddiasının reddine ilişkindir.
1. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı üçüncü kişi vekili ve borçlunun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Alacaklı tarafından İ.İ.K.nun 99. maddesine göre açılan davalarda yasada tazminat konusunda bir düzenleme yapılmamış olmasına karşın İ.İ.K.nun 97/13 maddesindeki hükmün kıyasen uygulanacağı dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. İ.İ.K.nun 97. maddesinin 10, 11, 12 ve 16. fıkra hükümleri sadece üçüncü kişi tarafından açılacak istihkak davalarında değil alacaklının İ.İ.K.nun 99. maddesine göre açtığı istihkak davalarına da uygulanır. Alacaklı yararına %40 tazminatı düzenleyen İ.İ.K.nun 97/13 maddesi hükmü de bu nitelikte olup anılan madde koşulları mevcut ise tazminata hükmedilmelidir.
Somut olayda. İ.İ.K.nun 97/13 maddesinde öngörüldüğü şekilde bu dava sebebiyle takibin ertelenmesine veya ihtiyati tedbir yolu ile icra takibinin durdurulduğuna ilişkin hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Bu durumda bu dava sebebiyle üçüncü kişinin tutumu sonucu alacağın tahsilinin geciktiğinden söz edilemeyeceğinden davacı alacaklı yararına %40 tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan kabule göre ise, hükmedilecek tazminatın matrahını belirlerken takip konusu alacak ile hacizli malın değerinden hangisi az ise o değerin esas alınması gerekirken fazla olan hacizli mal değerinin esas alınması da hatalı olmuştur. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden H.U.M.K.438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeple davalı üçüncü kişi ve borçlu vekilinin yerinde görülmeyin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. numaralı bette açıklanan sebeplerle anılan davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle hüküm fıkrasının 2. bendinde yer alan Davalı RMF Sağlık A.Ş.'nin kötü niyetle hareket etmesi sebebiyle istihkak konusu malın değeri olan (40.000 TL) miktarın %15 oranında tazminata mahkum edilmesine, tazminatın davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine ibaresinin çıkarılmasına, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1,199.91 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı üçüncü kişi ve borçludan alınmasına 30.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy