(2004 S. K. m. 277, 282)
Dava: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı K.B. vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 2.3.2001 salı günü davacı A.Z. ve davalılar K.A. ve N.A. tarafından gelen olmadı. Davalı K.B. vekili Avukat F.K. geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı K.B. dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan N.A.'ın müvekkiline olan borcu sebebiyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ilişkin taşınmazı yeğeni olan davalı K.A.'a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiş, yargılama sırasında taşınmazın en son kayıt maliki olan K.B.'u davaya dahil etmiştir.
Davalılar N. ve K.A. davanın reddini istemişler, dahili davalı K.B. cevap vermemiştir.
Mahkemece davalıların iyi niyetli olmaması sebebiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan K.B. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Aynı kanunun 282. maddesi uyarınca iptal davalarının borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılması gerekir. Bunlardan başka kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir. Somut olayda borçlu olduğu bildirilen N.'nin kendisine ilişkin taşınmazı davalı K.'a satmış olduğu onun tarafından 08.11.2007 gününde S.A.'a, S. tarafından da 10.06.2008 gününde K.B.'a satıldığı ve K. davaya dahil edildiği halde, taşınmazı satın aldığı Serap Arslan davaya dahil edilmemiştir. Verilen hükmün sonuçları itibariyle S.'ı etkileyeceği düşünülmelidir. Bu halde dava dilekçesinin S.A.'a tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasına girilip hüküm kurulması gerekirken bu yönler göz ardı edilerek taraf teşkil edilmeden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı K.B. vekilinin temyiz itirazları bu sebeple yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerden ötürü BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 625.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil edilen davalı K.B.'a verilmesine 02.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy