(2004 S. K. m. 143, 277)
Dava: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Karar: Davacı vekili, davalı borçlu aleyhine İzmir 4.İcra Müdürlüğünün 2006/309 sayılı takip dosyasından icra takibi yapıldığını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek dava konusu Gebze, Darıca 2313 Ada, 15 parselde kayıtlı taşınmazın, borçlu tarafından önce davalı U. T.’ya onun tarafından da diğer davalı T. T.’ya devrine ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı U. T. ve borçlu, dava şartı olan aciz vesikasının olmadığını, satışın borcun doğumundan önce yapıldığından davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı T. T., usulüne uygun davetiyeye rağmen duruşmaya gelmemiş ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, davacının alacağını borçlunun diğer mallarından sağlama imkanı bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir. (İİK.m.277) Bu husus, dava şartı olup, hâkim görevi gereği doğrudan gözetmek zorundadır.
Somut olayda, davacı tarafından İİK’nın 143.maddesi gereğince kesin aciz belgesi dosyaya sunulmuş değildir. Ancak masraflar hariç olmak üzere 18.01.2006 tarihinde 111.426,86 TL üzerinden başlatılan takip kesinleşmiş olup borçlunun mal beyanında belirttiği adresinde yapılmış olan 10.07.2006 tarihli hacizde adresin kapalı olduğu içerisinde 3 adet hurda makineden başka bir şeyin olmadığı ve bu malların taşıma masrafının değerini geçeceğinden işlem yapılmadığı ve yine icra dosyasında Türk Telekom’a yazılan haciz ihbarnamesine verilen cevapta, borçlunun kesin teminatı ve hak edişleri olmakla birlikte borçlu ile aralarında menfi tesbit ve alacak davalarının bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Teminatın haczi mümkün olmayıp, dava sonucunda borçlunun alacağı olacağı da belli değildir.
Öte yandan, borçlu hakkında Gebze 2.İcra Müdürlüğünün 2005/297 talimat sayılı dosyasındaki alacak 589.285,00 TL olup 257.195.00 TL demirbaş haczedilmiş, satış aşamasında olduğundan satış bedeli bilinmemekle beraber, dosyada geçen, borçlu tarafından düzenlenmiş bonolar ise icra kasasına alınmadığı gibi bu dosya borcunu karşılamaya da yetmeyeceği de açıktır.
Bu durumda aciz halinin varlığı kabul edilerek davanın diğer şartlarının araştırılması gerekirken, davacının alacağını borçlunun diğer mallarından sağlayabileceği gerekçesine dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin usul ve yasaya aykırı bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 21.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)