(6762 S. K. m. 1279, 1281, 1282, 1295)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın trafik kazasında hasarlandığını, ihtara rağmen davalının hasar bedelini ödemediğini belirterek 11.467 TL. nin kaza tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, sigorta prim peşinatının kazadan sonra ödendiğini, poliçenin kaza saatinden sonra düzenlendiğini, davacının doğru ihbar mükellefiyetine uymadığını, hasar miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 6.900,24 TL. nin 12.10.2007 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1 - Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2 - Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Sigorta hukukunda kural olarak sigorta sözleşmesinin meydana gelmiş olması sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için TTK. nun 1282 ve 1295 maddeleri hükmünce kazadan önce primin tamamının veya ilk taksitin ödenmiş olması zorunludur. TTK. nun 1281. maddesi hükmü uyarınca kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Yine aynı kanunun 1279. maddesine göre "mukavelenin yapıldığı sırada sigorta ettiren ya da sigortadan faydalanan kimse rizikonun gerçekleşmiş olduğunu yahut sigortacı rizikonun gerçekleşme imkanı kalmadığını bilmekte iseler sigorta mukavelesi hükümsüzdür; şu kadar ki birinci halde sigortacı sigorta primini isteyebilir" KSGŞ. nin A.5 maddesi ve TTK. nun 1292. maddesi uyarınca sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasden yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, taraflar arasındaki 5.9.2007/5.9.2008 vadeli kasko sigorta sözleşmesinin 5.9.2007 tarihinde saat 17.19'da düzenlendiği ve sigorta primi peşinatının aynı gün saat 17.30.da kredi kartı ile ödendiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, prim peşinatının zamanında yatırılıp yatırılmadığı, davalı sigortacının sorumluluğunun başlayıp başlamadığı noktasında toplanmaktadır.
Resmi görevlilerce düzenlenen aksi sabit oluncaya kadar geçerli trafik kazası tesbit tutanağına göre, davaya konu trafik kazası, poliçenin tanzim edildiği 5.9.2007 saat 17.30'da meydana gelmiştir. Davacı vekili, müvekkilinin sigorta primi peşinatının poliçenin düzenlenmesini müteakip anında yetkili acentaya kredi kartı ile ödendiğini ve davalı hesabına geçtiğini iddia etmiş, davalı taraf ise, kaza ile primin ödendiği tarih ve saatin aynı göründüğünü, kazanın meydana geldiği yer ile poliçenin yapıldığı acente adreslerinin farklı mevkilerde bulunduğunu, aracın sürücüsü ile işleteninin (sigortalı) farklı kişiler olduğunu, kazayı sigortalının eşinin yaptığını, kazadan sonra davacı sigortalıyı arayarak kazayı bildirdiğini, bunun üzerine davacının sigortadan faydalanmak için kötü niyetle kaza saatinden sonra acenteyi hataya düşürerek kasko poliçesini tanzim ettirdiğini, doğru bildirimde bulunma yükümlülüğüne uymadığını müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını ileri sürerek, tanık deliline dayanmış ve 4.5.2008 tarihli dilekçesinde kazaya karışan diğer araç sürücüsü Yasemin Salman'ı tanık olarak bildirmiştir. Mahkemece davalı tarafından bildirilen tanık ve tutanak tanıkları dinlenilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davalı tarafça gösterilen tanık Yasemin Salman ile tutanak tanıklarının usulüne uygun biçimde davaya konu trafik kazasının saat kaçta meydana geldiği hususunda dinlenilmeleri ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Güven Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Güven Sigorta A.Ş. ye geri verilmesine, 16.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy