(6762 S. K. m. 1301) (2577 S. K. m. 2) (2918 S. K. m. 110)
Dava: Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalıların malik ve sürücüsü oldukları iş makinesinin tam kusurlu çarpması sonucu hasarlandığını belirterek, sigortalıya ödenen 2.549.00 TL'nin, ödeme tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı Özel İdare Müdürlüğü vekili ile davalı, kusura itiraz ederek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davanın, idarenin hizmet kusurundan doğan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu ve idari yargının davaya bakmakla görevli bulunduğu gerekçesiyle, mahkemenin görev-sizliğine, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Husumetin, tüzel kişiliği bulunan İl Özel İdaresi Müdürlüğüne yöneltilmesi gerekirken, tüzel kişiliği bulunmayan İlçe Özel İdaresi Müdürlüğüne yöneltilmesi doğru değil ise de, İl Özel İdaresi Müdürlüğü tarafından husumet benimsendiğinden, bu husus temsilcide hata olarak değerlendirilip bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Dava, TTK'nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
İl Özel idareleri kamu tüzel kişileri olup, görmekle yükümlü bulunduktan kamu hizmetleri sırasında verdikleri iddia olunan zararlardan dolayı sorumlulukları özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Kamu tüzel kişilerinin, yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkileri kullanırken oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanmakta olup, bu zararların tazmini amacıyla anılan idarelere karşı hizmet kusurlarına dayanılarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi hükmü uyarınca, idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir.
6099 Sayılı Kanunun 14. maddesi ile değişik 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesine göre, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Somut olayda, davalı İl Özel İdaresi aleyhindeki dava, hizmet kusuruna dayanılarak değil, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca ve malik-işleten sıfatıyla açıldığından, sorumluluğu özel hukuk hükümlerine tabi olup, yargı yolu bakımından adli yargı mahkemeleri görevlidir.
Bu durumda mahkemece, işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Kabule göre:
Davalı sürücü yönünden de, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği sebebiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan hususun bozma nedeni yapılmamasına, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 04.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy