(2004 S. K. m. 277, 278, 279, 280) (YHGK. 25.11.1987 T. 1987/15-380 E. 1987/872 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içerisinde davalı M. Ö. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı R. Ö. aleyhine takip yaptıklarını borcu karşılayacak mal bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlunun taşınmazını sair davalı M.'e satışına ait tasarrufun iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı M. Ö. vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satışı bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı M. Ö. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nın 277 vd maddelerine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. İİK'nın 278. maddesi hükmüne göre mutad hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması nedeniyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin nedeni olan yahut masaya kabul edilen alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içerisinde yapılan tüm bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez. Somut olayda icra takibi sırasında yapılmış bir fiili haciz bulunmamaktadır. Tasarruf ise alınan aciz belgesinden geriye doğru 2 yıl içerisinde kalmamaktadır. Bu sebeple bedel farkından dolayı iptale karar verilemez. Ancak davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, sair maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar s. ilamı). Davacı taraf delil olarak tanıklar da bildirmiş ve son celsede mahkemece gerekli görülmemesi halinde başkaca delillerinin olmadığını beyan etmiştir. Bu halde davacı tanık delilinden vazgeçmiş sayılamaz.
Hal böyle olunca mahkemece bedel farkı için hacizden veya mal bulunamaması nedeniyle acizden geriye doğru 2 yıl içinde kalmayan dava konusu tasarrufun sair iptal nedenleri içinde kalıp kalmadığına yönelik davacının tanık delili dahil bütün delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde davanın bedel farkından dolayı kabulüne karar verilmesi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davalı M. vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istem halinde temyiz eden davalı M. Ö'a geri verilmesine 29.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy