(6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 50, 142) (2918 S. K. m. 88)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 10.247 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, olayın meydana gelmesinde davalıların murisi sürücü A. D.'un kusurlu bulunduğunu, davalı taraf aracının ZMSS'dan 5.750 TL tahsil edildiğini belirterek davalı tarafın kusuru oranında hissesine isabet eden bakiye 4.497 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili kusuru kabul etmediğini, kazada yolu kapatmış olan dava dışı kepçenin sürücüsünün kusurlu olduğunu kaza tutanağının oluş şekline aykırı düzenlendiğini, Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/311-2007/164 sayılı dava dosyasında dinlenen tanıkların kazada yolu kapatan kepçenin olay yerinden kaçtığını beyan ettiklerini, hasar miktarının fahiş olduğunu, yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kusur oranına isabet eden zarar miktarının fazlasıyla davalı taraf aracının ZMSS şirketi tarafından davacı şirkete ödenmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Dava, TTK'nun 1301. maddesine dayalı olarak açılan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Müteselsil sorumluluk yasadan kaynaklanan bir sorumluluktur. Borçlar Kanunu'nun müşterek borçluların mesuliyeti başlığını taşıyan 142. maddesinin 1. fıkrasına göre alacaklı, müteselsil) borçluların cümlesinden veya birinden borcun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhtardır. Aynı maddesinin 2. fıkrasında ise borcun edasına kadar bütün borçluların mesuliyetinin devam edeceği hükme bağlanmıştır.
Yine B.K.'nun 50. maddesinde, birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer'an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar. Hakim bunların birbiri aleyhine rücu hakları olup olmadığını takdir ve icabında bu rücuun şümulünün derecesinin tayin eyler hükmü açıkça zarara sebebiyet verenler arasındaki kusur oranlarının kendi aralarındaki rücuu durumunda önemli olduğunu vurgulamaktadır.
2918 sayılı KTK'nun 88. maddesi uyarınca da, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada bir 3. Kişinin uğradığı zarardan dolayı birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur denilmektedir.
Açıklanan ilkeler altında somut olaya baktığınızda davacı sigorta şirketi müvekkiline kasko sigortalı araçta meydana gelen ve sigortalısına ödenen hasar bedelinin tazmini talebiyle kaza sırasında ölen davalı taraf aracının işleteni ve sürücüsü olan muris A. D.'un mirasçılarına (davalılara) karşı dava açmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalıların miras bırakanı müteveffa sürücüsü A. D.'un % 25, dava dışı sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen iş makinesi sürücüsünün % 75 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Davacı vekili, araç zararının tamamının davalılardan müteselsilen alınmasını talep etmiştir. Olaya ilişkin trafik kaza tespit tutanağında davalı aracın şeridine, aniden, kontrolsüzce tali yoldan giriş yapan 3. bir araçtan söz edilmemiştir.
Kaldı ki aynı olaya ilişkin olarak Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/311-2007/164 sayılı dosyasında taksirle ölüm ve yaralamaya sebebiyet vermek suçundan davacıya sigortalı aracın sürücüsü İ. B. hakkında açılan davada alınan bilirkişi raporlarında eldeki dosyanın davalıların murisi A. D.'un olayda şeride tecavüz etmekten % 100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, mahkemece sanığın olayda kusuru olmadığından beraatına karar verilmiş bu hüküm temyiz edilmeden 2.7.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Kusur yönünden eldeki dosyada ve Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin ilgili dosyasında alınan raporlar çelişkili ise de bu durum davalılar ile varlığı davalı tarafça ileri sürülen 3. kişi iş makinesi sürücüsü arasında ileride açılabilecek davalarda değerlendirilebileceğinden eldeki davayı etkilemeyecektir.
Davacının davasını teselsül hükümlerine göre açmasına, zararın tamamının davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmesine, müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan her birinin borcun tamamından sorumlu olmasına, kusurun paylaştırıldığı durumlarda zarar görenin isterse tüm hasar sorumluları hakkında dava açabileceği gibi sadece bunlardan birisinden de hasarın tamamını isteyebilmesine göre davalı tarafın 19.6.2009 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 9.735 TL tazminatın tamamından sorumlu olduğu kabul edilerek, davalı aracın ZMSS tarafından davadan önce ödenen 5.750 TL'nin tazminattan mahsubu ile bakiye kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazının kabulü ile davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 08.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy