(2004 S. K. m. 143, 277)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hüküm davacı ve davalı K. E. vekilince temyiz edilmiş, davacı vekilince de duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 22.6.2010 Salı günü davacı Habaş Petrol Ürün San ve Tic.AŞ vekili Avukat Hüseyin Ertuğrul ile davalı K. E. vekili Avukat Gülay Yıldırım geldiler. Davalı Net Gaz LPG dolum Tevzii San ve Tic.AŞ tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, davalı borçlu net-gaz lpg Dolum Tevzii San. ve Tic. A.Ş aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı Kamuran'a satışına ait tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı K. vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu net-gaz lpg dolum Tevzii San. ve Tic. A.Ş adına iki vekil duruşmalara gelmiş ve beyanda bulunmak için süre istemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satışının alacaklıdan mal kaçırma amacıyla yapıldığının, davalı K.'ın borçlunun içerisinde bulunduğu durumu bildiğinin ve kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile vekalet ücretine yönelik olarak da davalı K. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nın 277 vd maddelerine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir. (İİK.m.277) Bu husus, dava şartı olup, hakim görevi gereği doğrudan gözetmek zorundadır.
Somut olayda, davacı tarafından İİK'nın 143. maddesi gereğince dosyaya sunulan kesin aciz belgesi mevcut değildir. Ancak davanın dayanağı olan takipte borçlu şirket adresinde yapılan hacze ve 09/07/2009 günlü icra müdürlüğü yazısına ve dosya kapsamına göre aciz halinin varlığı anlaşılmaktadır.
Davalılar arasında yapılan satışta, bedel olarak 1.700.000 TL öngörülmüş taşınmazın 16/09/2008 tarihindeki gerçek değeri ise 1.195.473 YTL olarak belirlenmiştir. Bu duruma göre taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında misli farkın bulunduğu söylenemez. Ne var ki 3. kişi K.'ın taşınmazı, değerinin 500.000 TL üzerinde bir fiyatla satın almıştır. Buna ilaveten satış sırasında taşınmaz üzerinde Gaziosmanpaşa 2. İcra Müdürlüğünün 2007/11 esas s. dosyası üzerinden konulmuş 12/01/2007 günlü ve 4.323.600 TL bedelli haciz de mevcuttur. Bu halde taşınmazın davalı K. maliyeti 6.023.600 TL'ye baliğ olmuştur. Ticaret yaptığı sunulan belgelerden belirli olan ve yatırım amaçlı olarak davalı taşınmaz ve müştemilatını satın aldığını söyleyen davalının 1.195.473 TL değerindeki bir taşınmaz için 6.023.600 TL maliyetli bir tasarruf yapması basiretli bir tacir gibi davranmadığını gösterdiği gibi hayatın olağan akışına da uygun değildir. Hal böyle olunca yukarıdaki açıklamalar ışığından bütün dosya delillerinin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarda numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 750.00.TL. Vekalet ücretinin davalı K. E.'dan alınarak duruşmada vekille temsil edilen davacıya verilmesine ve peşin alınan harcın istem halinde temyiz eden davacı ve davalı K.'a geri verilmesine 22.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy