(2004 S. K. m. 277, 282) (4721 S. K. m. 612)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, davalı muris E. H. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu taşınmazını davalı A.'a onun tarafından Melike'ye onun tarafından da İzzet'e satışına ait tasarrufların iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı A. vekili, davalılar Ö., M., E., N vekili ve davalı İ.G. davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının muris E. H. mirasçılarını sıkıştırmak için dava açtığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK'nun 282. maddesi hükmü gereğince bu tür davalarda, davalı olarak borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Somut olayda borçlu konumundaki E. H. dava açılmadan önce ölmüştür. Mirasçıları davada taraf gösterilmiş ise de; dosyaya sunulan Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.08.2006 tarih, 2006/410 Esas ve 2006/970 s. kararından, borçlu Emine Hatun'un bütün mirasçılarının mirası reddettikleri anlaşılmaktadır. Mirası red eden mirasçılara husumet yöneltilemez. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup, re'sen nazara alınması gerekir. Ayrıca taraf teşkili sağlanmadığı sürece işin esasına girme olanağı da yoktur. Bu sebeple taraf teşkilinin sağlanması amacıyla Türk Medeni Yasasının 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın kanuni mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğinin nazara alınması ve bu tasfiyeye ait kanuni prosedürün sonucunun beklenmesi, tasfiye sonuçlandırıldığında da mirası reddedilen davalı için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilcinin davaya katılımı suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve bütün delillerinin toplanıp sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan yönlerden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istem halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy