(818 S. K. m. 44, 50, 53) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar Y. ve K. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait araca, davalıların malik ve sürücüsü oldukları aracın kusurlu olarak çarpması sonucu pert total olduğunu belirterek, 6.500.00 TL'nın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen davada davacı vekili, aynı olay nedeniyle, kendi araç sürücüsü davalı V. K.'dan, 6.500.00 TL'nın, kaza tarihinden İtibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalılar Y. ve K. vekili, kusura ve tazminat miktarına itiraz ederek, davanın reddini savunmuştur. Davalı V. K., duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tarafların kusur durumuna göre, davanın kısmen kabulü ile, 6.000.00 TL'nın, 29.08.2006 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar Y. ve K. vekilince temyiz edilmiştir.
1-) Mahkemece, kesinleşen ceza mahkemesinde alınan, davacı sürücüsü V.'nın asli, davalı sürücü K.'ın tali kusurlu olduğuna ilişkin rapor hükme esas alınmış ise de; tazminat davalarında delillerin değerlendirilmesi hâkime aittir. Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi hükmüne göre, hukuk hâkimi, ceza hukukunun mes'uliyete dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararlarıyla da bağlı değildir.
2-) Dava, trafik kazasına dayalı hasar tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalılar aleyhine açtığı asıl ve birleştirilen davalarda; aynı alacak için ayrı ayrı 6.500.00 TL tazminat talep etmiştir. Mahkemece, asıl ve birleştirilen davalar için tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla, ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, tek bir karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan, benimsenen 06.02.2008 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda; davacı aracının tamiri için gerekli yedek parça ve işçilik tutarı toplam 9.916.79 TL olarak hesaplanıp, tamirinin ekonomik olmadığı, pert işlemine tabi tutulmasının uygun olacağı, kaza tarihindeki rayiç bedelinin 6.000.00 TL olduğu belirlenmiştir.
O halde mahkemece, HUMK'nun 275. v.d. maddeleri uyarınca, Adli Tıp Kurumu'ndan, kusur oranının tespiti, davacı aracının kaza tarihindeki sovtaj bedelinin belirlenmesi ve piyasa rayiç değerinden sovtaj bedelinin mahsubu ile gerçek zarar miktarının hesaplanması için ek rapor alınarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-) Kabule göre, davacının kendi sürücüsü davalı V. ile diğer araç malik ve sürücüsü davalılar Y. ve K., meydana gelen hasardan birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Şoförün kusurunun da yol açtığı eylemde, onunla birlikte kusurlu olanın kusuruna düşenden de zincirleme olarak yükümlü tutulması BK'nun 50. maddesinin buyruğu gereğidir. Davalı V., davacının kendi sürücüsü olup zararın tamamından diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumludur. B.K.'nun 44/1. maddesinin kıyasen uygulanması sonucu, davacının kendi sürücüsünün kusuruna isabet eden kısımdan, karşı araç malik ve sürücüsü davalılar Y. ve K. sorumlu olmaz, sadece kendi kusurlarına isabet eden kısımdan müteselsilen sorumlu tutulmalıdırlar. Bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması da kabul şekli itibariyle isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalılar Y. ve K. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün adı geçenler yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar Y. ve K. Y.'a geri verilmesine 05.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy