(2004 S. K. m. 96)
Dava: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı (üçüncü kişi) vekili, Karşıyaka İcra Müdürlüğü'nün 2008/5202 Esas sayılı dosyasında yapılan, 17.04.2008 günlü hacze konu menkullerin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, haczin yapıldığı yerin kira sözleşmesi uyarınca ve demirbaşları ile birlikte 7 yıldır davacı şirket tarafından işletildiğini, kasadan alınan paranın üçüncü kişiye ve diğer mahcuzların da kiralayana ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, borca itiraz dilekçesinde borçlunun haciz mahallinin sahibi olduğu yönünde kabulünün yer aldığını, öte yandan davacı şirket yetkilisi ile borçlu arasında baba oğul ilişkisinin bulunduğunu, istihkak iddiasının kötü niyetli olarak ileri sürüldüğünü belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: takip borçlusunun davacı şirket ortakları arasında yer almadığı, üçüncü kişi şirketin kuruluşundan beri aynı adreste faal olduğu, takibe konu borçtan davacı şirketin sorumlu olamayacağı, tazminata ilişkin yasal koşulların ise oluşmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK.nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Davalı üçüncü kişi, 100.00.-TL dışındaki mahcuzları kiracı sıfatı ile elinde bulundurduğunu belirterek, kiracılık hakkına dayalı olarak istihkak iddiasında bulunmaktadır. Kiracılık ilişkisinden doğan kişisel haklar sözleşmenin tarafı olmayan kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden üçüncü kişinin istihkak iddiası dinlenemez.
Bu nedenle hacze konu para dışındaki mahcuzlara yönelik istihkak iddiasının, üçüncü kişinin taraf sıfatı taşımaması nedeni ile reddi gerektiğinin dikkate alınmaması hatalı olmuştur.
Diğer yandan haciz, ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde ve borçlunun huzurunda yapılmıştır. Davacı şirket yetkilisi ile borçlu arasında baba oğul ilişkisi vardır ve borçlu, davacının dayandığı kira sözleşmesini kefil olarak imzalamıştır. Ayrıca borçlu vekili aracılığı ile sunduğu 10.03.2008 tarihli borca itiraz dilekçesinde, haczin yapıldığı hamamın sahibi olduğu yönünde beyanda bulunmaktadır. Hacze konu para ile ilgili istihkak iddiasının, alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik ileri sürüldüğünün kabulü ile buna ilişkin davanın esastan reddi gerektiğinin gözetilmemesi de hatalıdır.
Kabule göre de; istihkak davalarında dava değerinin, alacak miktarı ile mahcuzların değerinden hangisi az ise ona göre belirleneceği ve nispi karar ve ilam harcının da bu miktar üzerinden hesaplanması gerektiği kuralı gözetilmeden uygulama yapılması hatalı olmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı (alacaklı) A. B. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 14.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy