(1086 S. K. m. 362, 388, 432, 489) (2004 S. K. m. 96)
Dava: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: 1. Yerel Mahkeme, temyiz isteminin kanuni süre geçtikten sonra yapılması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir.
Davalı bu kararı dahi temyiz etmiştir. O halde, bu yön üzerinde özellikle durulmalıdır. Hükmün, tefhiminin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 489'ncu maddesinin yollamada bulunduğu aynı Kanunun 388'nci maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığından İİK.'nun 362. maddesinde öngörülen 10 günlük temyiz süresinin geçtiğinden söz edilemez. Davalı alacaklının hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşıldığından mahalli mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 05.01.2010 ek kararın bozulması ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432/son maddesi gereğince asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
2. Davacı 3. kişi vekili, İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün 2008/24926 Esas sayılı dosyasından, haczedilen 34 EU 4868 plakalı aracı 31.10.2008 tarihinde noter de yapılan sözleşme ile borçludan satın aldığını, aracın trafik kaydı üzerine 07.11.2008 tarihinde haciz konulduğunu belirterek, İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi de sunmamıştır.
Mahkemece, davacının dava konusu aracı, 07.11.2008 tarihli hacizden önce noter satış sözleşmesi satın alarak mülkiyetini kazanmış olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan istihkak davasına ilişkindir.
Kural olarak, 3. kişinin istihkak iddiasına itiraz etmeyen borçlunun istihkak dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmesi gerekmez. Çünkü istihkak davasında asıl çekişme 3. kişi ile takip alacaklısı arasındadır. Davanın borçluya yönetilmesi için borçlunun istihkak iddiasına karşı çıkarak haczedilen mal, hak veya alacağın kendisine ait olduğunu ileri sürerek çekişme yaratmış olması gerekir.
Ancak, dava konusu haciz sırasında hazır bulunmayan ve haciz tutanağı da kendisine tebliğ olunmadığından haciz işlemine karşı çıkıp çıkmadığı anlaşılmayan borçluya da davanın yöneltilmesi gerektiği Yargıtay uygulamasında kabul edilmektedir.
Somut olayda, takip alacağının borçlusu ve dava konusu aracın satışı yapan Şentürkler Demir Çelik San. LMT olduğu ve istihkak iddiasına karşı çıkıp çıkmadığı anlaşılmadığından davalı gösterilmesi gerekirken dava konusu araçla ve istihkak iddiası ile ilgisi bulunmayan Cebeci Madencilik Nak. ve San. ve Tic. Ltd şirketinin taraf gösterilmesi ve yargılamanın anılan davalıya yöneltilerek sona erdirilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin 05.01.2010 tarihli ek kararı ile 09.07.2009 tarihli esas kararının, bozma nedenine göre sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 29.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy