(2918 S. K .m. 109) (818 S. K. m. 60, 133) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın davalıya ait büyükbaş hayvana çarptığını, araçta meydana gelen 16.002,13 TL. hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalının 6/8 kusuru oranına isabet eden tazminatın tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili zamanaşımı itirazında bulunmuş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı itirazında bulunduğu, BK.60/1 inci maddesi gereğince olay tarihinden itibaren 1 yıllık dava açma süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TTK.nun 1301 inci maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davalı, yasal süresinde olmayan cevap dilekçesiyle zamanaşımı itirazında bulunmuş, takip eden oturumda ise, cevap dilekçesini ıslah etmiş, davacı vekili de, zamanaşımına ve ıslah dilekçesine karşı itirazda bulunmuştur.
Mahkemece, BK.60. maddesi gereğince davanın zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin, karşı tarafın oluruna bağlı olmaksızın tamamen veya kısmen düzeltilmesidir.
Davalının cevap dilekçesi vermesi usuli bir işlemdir. Davalı, cevap dilekçesiyle ileri sürmediği bir savunmayı özellikle zamanaşımı defini cevap dilekçesini ıslah ederek ıslah edilmiş bu cevap dilekçesiyle ileri sürebilir. Ancak, davalının bu nitelikte bir ıslah işlemini yapabilmesi için, daha önceden süresinde verilmiş bir cevap dilekçesinin varlığı gerekir.
Somut olayda, davalı davaya yasal cevap süresi içinde cevap vermemiş, esasen bu dilekçede ileri sürülen zamanaşımı defi de davacının savunmasının genişletilmesi itirazıyla karşılaşmıştır. Bu durumda, davalı ıslah yoluyla süresinde verilmeyen cevap dilekçesini, süresinde verilmiş hale getirmek için ıslah yolunu kullanamaz. Kullanmış olsa dahi hukuki sonuç doğurmaz.
Diğer yandan; 2918 sayılı KTK.nun 109/1 inci maddesinde, "motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." Aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer vermiştir. maddenin özellikle 2 nci fıkrasında, "dava cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesiyle kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.
BK.nun 60 ve 2918 sayılı KTK.nun 109/2 maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin, trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından bir yıl yerine, iki yıl olarak öngörülmesidir.
Dava konusu olayda sigortacının tabi olduğu zamanaşımı, sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabidir.
Dosya içeriğine göre, kaza 19.11.2006 tarihinde meydana gelmiş, dava ise, iki yıl süre geçtikten sonra 17.9.2009 tarihinde açılmıştır.
Ancak, dava açılmadan önce davacı tarafından 16.1.2008 tarihinde icra takibi yapılmıştır. BK. 133/2 nci maddesi hükmü uyarınca, icra takibi zamanaşımını kesen nedenlerden olduğundan, bu tarihte zamanaşımının kesildiği ve iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca kaza tespit tutanağında kazanın yaralamalı olduğu belirtildiğinden 2918 sayılı yasanın 109/2 nci maddesi gereğince ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir.
Bu durumda, davalı, süresinde zamanaşımı definde bulunmadığı gibi, BK.nun 133/2 ve 2918 sayılı yasanın 109/2 maddeleri uyarınca dava zamanaşımı süresi içerisinde açılmış bulunduğundan mahkemece işin esasına girilip, tarafların delilleri toplanıp, sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 05.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)