(2004 S. K. m. 96, 97, 98)
Dava: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı (üçüncü kişi) vekili, İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2009/20959 Sayılı takip dosyasında trafik kaydına 1.2.2010'da haciz konulan 34 ... ... plaka sayılı aracın üçüncü kişi tarafından noterde yapılan sözleşme ile aynı gün satın alındığını, belirterek istihkak iddiasının kabulüyle haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davaya konu araç borçlu adına kayıtlı olduğundan haciz koydurduklarını, üçüncü kişi ile borçlu arasındaki ilişkinin alacaklıya karşı ileri sürülemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı (borçlu) vekili, borçlunun davaya konu aracı üçüncü kişiye sattığını bu sırada haciz şerhinin bulunmadığını belirtmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu aracın noterde yapılan sözleşme ile satın alındığı tarihte mülkiyetin üçüncü kişiye geçtiği, satışın muvazaalı yapıldığı yönünde bir iddianın da bulunmadığı, trafik kaydına göre haciz konulduğundan alacaklının davanın açılmasına sebep olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İ.İ.K.nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Araçların trafik kaydına konulan hacizlerde, aynı gün yapılan satış sözleşmelerinin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlem niteliğinde bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim Dairemizin istikrar kazanan uygulaması da bu yöndedir. Somut olayda davaya konu araç kaydına satış sözleşmesi ile aynı gün haciz konmuştur. Üstelik satış saat itibarı ile de haczi şerhinin konulmasından sonra yapılmıştır. Davanın reddi gerekirken oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kabule göre de; dava kabul edildiği halde nispi karar ve ilam harcına hükmedilmemesi ve tüm aşamalarda istihkak iddiasının reddini isteyen alacaklı tarafın davanın açılmasına sebep olmadığı gerekçesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalı alacaklıya iadesine, 16.6.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy