(2004 S. K. m. 96, 97)
Dava: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı üçüncü kişi, Sürmene İcra Müdürlüğünün 2007/71-72 Esas sayılı dosyalarından, borçludan satın aldığı ancak yeri olmadığı için borçlunun işyerinde bıraktığı malların 4.9.2007 tarihinde haczedildiğini belirterek, İ.İ.K.nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulüyle anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlunun mallarını kaçırdığı tesbit edilerek burada haciz yapıldığını ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamı, bilirkişi raporu ile hacizli malların davacıya satıldığının anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava üçüncü kişinin, İ.İ.K.nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, 4.9.2007 tarihinde alacaklı tarafından gösterilen, ancak anahtarının borçludan alındığı depoda yapılmıştır. İ.İ.K.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı üçüncü kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekir.
Davacı üçüncü kişinin, hacizli mallara ilişkin olarak sunduğu faturalar, borç kaynağı 30.3.2006 tanzim tarihli borcun doğumundan sonra 16.5.2007 - 1.8.2007 - 23.8.2007 tarihlerinde borçlu tarafından davacı adına düzenlenmiş ve ilk fatura tarihinden itibaren 4 aydan fazla zaman geçmesine rağmen halen borçluya ait depoda bulunmaktadır. Satın alınan malların borçlu elinde bulunması yaşam deneyimlerine uygun olmadığı gibi M.K.nun 763. maddesi gereğince de taşınır malın mülkiyeti teslimle geçtiğinden, malın satıcı elinde bulunması halinde mülkiyetin alıcı davacıya ait olduğu da söylenemez.
Bu durumda mahkemece, davacı üçüncü kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre ise, dava Sürmene İcra Müdürlüğünün 2007/71-72 Esas sayılı dosyalarından açılmış olmasına rağmen, sadece 2007/72 Esas sayılı takip dosyası yönünden inceleme yapılarak, 2007/71 Esas sayılı dosya yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz isteminin kabulüyle hükmün bozulmasına, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalı alacaklıya iadesine, 05.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy