(4721 S. K. m. 944)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait araca, davalıların malik ve sürücüsü oldukları aracın kırmızı ışık ihlali yaparak çarpması sonucu hasarlandığını belirterek, hasar bedeli ve kazanç kaybı olmak üzere toplam 9.225.00 TL'nın, faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı A. O. vekili ile davalı A. K., kendi araçlarının kavşağa yeşil ışıkta girdiğini, kırmızı ışıkta geçenin davacı sürücüsü olduğunu, kusuru ve tazminat miktarını kabul etmediklerini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı sürücünün olayda kusurunun bulunmadığı, davacı sürücüsünün ise sarı ışıkta geçtiği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, kırmızı ışıkta kavşağa ilk giren aracın davacı aracı mı, yoksa davalı tarafa ait araç mı olduğu, dolayısıyla kusurun hangi tarafta bulunduğu noktasında toplanmaktadır.
Doktrinde genel kabul gören görüşe göre, işletenlerden hangisinin kusurlu olduğu kesin olarak tespit edilemiyorsa, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda, tehlikeler eşit varsayıldığından zarar ilke olarak yarı yarıya paylaştırılır.
Somut olayda, trafik kazası tespit tutanağında, her iki sürücü de kavşağa yeşil ışıkta giriş yaptığını beyan ettiğinden, hangi sürücünün kırmızı ışıkta giriş yaptığının tespit edilmediği belirtilmiştir. Mahkemece alınan 27.05.2008 tarihli tek kişilik bilirkişi raporunda, kırmızı ışıkta geçen davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. 28.01.2009 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, olay mahalli kavşakta kırmızı ışık ihlali yapan sürücünün kesin tespiti yapılamamış, kırmızı ışık ihlali yapan tarafın tam kusurlu olacağı cihetle, iki hale göre alternatifli rapor tanzim edilmiştir. Tarafların itirazı üzerine İTÜ'nden alınan 17.09.2009 tarihli bilirkişi kurulu raporda ise, mevcut verilere göre hangi aracın yeşil ışıkta geçtiğinin teknik olarak belirlenmesinin mümkün olamayacağı ve kusur oranlarının belirlenemeyeceği görüş ve kanaati bildirilmiştir. Mahkemece, olay yerinde yapılan keşifte dinlenen davalı tanıklarının samimi beyanları ile bilirkişi heyet raporlarındaki bilgiler ışığında, davalı araç işleteninin kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığı ve davacı aracının sarı ışıkta geçtiği kanaatine varılarak, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, tehlikelerin eşit olmadığı kesin olarak ortaya konamayacağından, tehlikeler eşit kabul edilerek %50 kusur oranına göre, davalı taraf aracının trafik sigortasınca yapılan ödeme de dikkate alınarak, hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy