(2004 S. K. m. 280)
Dava: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı borçlular vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı borçlular S. ve A. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını ileri sürerek borçluların maliki oldukları, davaya konu taşınmazı diğer davalı şirkete satışlarına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı S. ve A. vekili ile davalı Şirket vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın üzerinde bulunan fabrika binası ile birlikte ticari işletme niteliğinde olduğu ve ticari işletmenin devrine ilişkin İ.İ.K.nun 280/III. fıkrasındaki prosedüre uygun olarak satış yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı borçlular vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) İ.İ.K.nun 280/son fıkrasına göre ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir. Dava konusu ticari işletmenin devrinin yapılması sırasında davalı tarafça anılan madde gereklerine tam olarak uyulmadığı açıktır. Hal böyle olunca davalı borçlular vekili ile davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Dava konusu ticari işletmenin üzerinde bulunduğu taşınmazın satışı sırasında sadece borçluların hisselerinin değil diğer mirasçıların hisselerinin de satıldığı resmi senet metninden anlaşıldığından mahkemece borçluların hisselerine yönelik olarak davanın kabulü yerine diğer mirasçıların da hisselerini kapsar şekilde iptale yönelik hüküm kurulması isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı borçlular vekili ile davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı borçlular vekili ile davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalı borçlular ve davalı şirkete iadesine, 27.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy