(2918 S. K. m. 98, 99, 111)
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm davalı ....... Sigorta A.Ş vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, davalı ………'nin işleteni, davalı ……..'nın sürücüsü olduğu, davalı ....... Sigorta'ya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, davacıların murisi ….'ye çarpması nedeniyle meydana gelen kazada murislerinin vefat ettiğini bildirerek davacı ....... için ıslah ile artırılmış 1.572,85 TL, davacı ....... için 1.116,12 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile toplam 9.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama devam ederken davalılar …… ve ….. aleyhine açtığı davadan feragat etmiştir.
Davalı ....... Sigorta vekili, davacılara davadan önce ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacılar ....... için 1.572,85 TL, ....... için 1.166,12 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile ayrı ayrı 2.500'er TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı ....... Sigorta vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir
usulsüzlük bulunmamasına göre davalı ....... Sigorta vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Davacı vekili, 11.9.2006 tarihli oturumda davalılar ….. ve …….. hakkındaki açmış olduğu davadan feragat ettiğini beyan ettiğine göre, bu davalılar hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketi davacıya ödeme yapılarak ibra edildiğini savunmaktadır. KTK'nun 111. maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Bu düzenlemeye göre açılan dava süresinde olup, mahkemece yapılacak iş, ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir. Şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Mahkemece yapılan ödemenin ödeme tarihinde yeterli olup olmadığı bu nedenle de ibranın geçerli olup olmadığı araştırılmaksızın, sadece ödemenin mahsubu sonucu bulunan tazminat tutarına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
4-ZMSS Genel Şartları uyarınca trafik sigortası manevi tazminattan sorumlu olmadığı halde davalı sigorta aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi isabetli değildir.
5-2918 sayılı yasanın 98/1, 99/1 ile ZMSS Genel Şartlarının B.2.b maddeleri gereğince, sigortacılar hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tesbit tutanağını veya bilirkişi raporunu sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde ZMSS sınırları içinde kalan miktarları hak sahiplerine ödemek zorunda olduğu belirtilmiştir.
Bu hükümler karşısında, davalı sigorta şirketine davacı tarafından dava tarihinden önce yukarıda açıklanan şekilde yapılmış bir başvurunun olması halinde temerrüt tarihinin bu hükümler uyarınca belirlenmesi; böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise, sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren temerrüde düşeceği kabul edilmesi gerekirken, davalı sigorta şirketinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faizle sorumlu tutulması doğru değil bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı E. Sigorta vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2, 3, 4 ve 5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı E. Sigorta vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı sigorta şirketine geri verilmesine 09.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)