(2004 S. K. m. 44, 97, 179, 280)
Dava: Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı alacaklı vekili, M. 7. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1914 Takip sayılı dosyasından 5.12.2007 tarihinde yapılan haciz sırasında davalı 3.kişi şirketin istihkak iddiasında bulunduğunu, haciz adresi ve mahcuzların borçlu şirkete ait olması sebebiyle davalı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi ile %40 tazminatın tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili, alacağın muvazaalı olduğunu borçtan önce kurulduklarını mahcuzların müvekkili şirkete ait olduğunu belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın tahsilini savunmuştur. Borçlu savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; mülkiyeti TSK Güçlendirme Vakfına ait olan tesis önceleri borçlu tarafından kiralanmış olup ileri safhalarda büyük ölçüde borçlanarak borçlarını ödeyemez duruma geldiği, tesisin daha sonra davalı üçüncü kişi şirket tarafından kiralanarak 24.4.2007 tarihinde aynı adreste işe başladığı, haciz tarihinden önce borçlu şirketin haciz adresinden taşındığı davaya konu mahcuzların tanık beyanları bilirkişi raporu ve faturalarla davalı üçüncü kişi şirkete ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İ.İ.K.99 uncu madde gereğince alacaklı tarafından açılmış 3.kişinin istihkak iddiasının kaldırılması istemine ilişkindir.
Somut olayda her ne kadar davaya konu 5.12.2007 tarihli haciz İ.İ.K.99 uncu madde gereğince yapılmış ise de sözkonusu haciz borçlunun tebligat adresinde ve daha önce 8.4.2007 ve 1.5.2007 tarihinde yapılan haciz adresinde yapıldığından İ.İ.K.97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup karine aksinin davalı 3.kişi tarafından ispatlanması gerekir. Borçlu şirket 17.4.2006 tarihinde haciz adresinde kurulmuş ve tsk Güçlendirme Vakfıyla yaptığı sözleşme gereği haciz adresindeki faaliyete başlamış 4.5.2007 tarihinde adres değişikliği yapmıştır. Ancak borçlunun yeni adresinin göstermelik bir adres olduğu 27.11.2007 tarihli Emniyet araştırması ve Vergi Dairesi yazılarından anlaşılmaktadır. Davalı 3.kişi şirket ise 19.4.2007 tarihinde borçlunun adresinde ve davaya konu haczin yapıldığı adreste kurulmuştur. C. E. her iki şirkette de kurucu ortak ve yetkilidir. (Davalı 3.kişi şirkette 3.5.2007 tarihinde şirket temsilciliğinden istifa etmiştir.) Yine Uray Vergi Dairesince aynı adreste aynı borçlunun vergi borcu için yapılan 11.5.2007 tarihli haciz sırasında davacı 3.kişi şirket yetkilisi N. K. tarafından borçlu şirketin devralındığı ve hacizle ilgili istihkak iddiaları olmadığını imzasıyla beyan edilmiştir.
Dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olan İ.İ.K.97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin aksinin davalı 3.kişi tarafından ispatlanamadığı, davalı 3.kişi şirketle borçlu arasında kuruluş adresleri, isim ve faaliyet alanları, ortakları yönünden organik bağ bulunduğu davacı 3.kişi şirketin borçlu şirketin devamı mahiyetinde olup işyeri devrinin alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik muvazaalı olduğu, biran için devrin muvazaalı olmadığı kabul edilse bile İ.İ.K.44, 280. maddedeki şartların yerine getirildiğinin iddia ve ispatlanamadığı. B.K.179 uncu madde gereğince işyerini devralan şahsın devredilen işletmenin borçlarından sorumlu olduğu yasal düzenlemesi karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulmasına ve peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davacı alacaklıya iadesine, 27.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy