(2004 S. K. m. 96, 97/A)
Dava: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı (üçüncü kişi) vekili, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü'nün 2010/10020 Sayılı takip dosyasında yapılan 3.5.2010 tarihli hacze konu menkullerin davacıya ait olduğunu, borçlunun üçüncü kişinin iş yerinde sigortalı olarak çalıştığını, belirterek istihkak iddiasının kabulüyle haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, borçlunun, alacaklı ile aralarındaki ticari ilişki sırasında SPS Tekstil isimli firma sahibi olarak tanıttığını, bu sebeple düzenlenen senetlerin takibe konulduğunu, sigortalı bir işçinin bu kadar borçlanmasının genel yaşam deneyi kuralları ile bağdaşmadığını, mahcuzlarla ilgili belge ve faturaların sunulamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), takibe dayanak senetleri düzenlediği tarihte evi olmayıp bir otelde kaldığı için iş yeri adresini gösterdiğini, 2 yıldır haciz adresinde sigortalı olarak çalıştığını belirtmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu haczin üçüncü kişinin ticaret sicil kaydında yer alan adresinde yapıldığı, borçlunun ise davacı yanında sigortalı olarak çalıştığı, takibe dayanak senetlerde haciz adresini göstermesinin davacının bu borçtan sorumlu olmasını gerektirmeyeceği, mahcuzların üçüncü kişiye ait olduğu gerekçesi ile davanın kabulüyle haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İ.İ.K.'nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz ödeme emrinin de tebliğ edildiği, takibe dayanak senette borçlunun gösterdiği adreste ve borçlunun huzurunda yapılmıştır. Ödeme emri tebligatını alan kişi borçlunun eşidir. İ.İ.K.'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. İspat yükü altında olan üçüncü kişi karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir.
Davacı, ticaret sicil kayıtları, S.G.K. kaydı, vergi levhası, tanık delili ve faturalara dayanmaktadır. Ne var ki sunduğu deliller ödeme emri tebliğ işlemi sırasında borçlunun eşinin de iş yerinde bulunma nedenini açıklayamamaktadır.
Diğer yandan alacaklı, takibe dayanak senetlerin borçlu ile aralarındaki ticari ilişki sırasında düzenlendiğini iddia etmektedir. Gerçekten de takibe dayanak senetlerin malen düzenlendiği, borçlunun duruşmalar sırasındaki savunması ile üçüncü kişinin sunduğu delillerin ise bunun aksini kanıtlamaya elverişli olmadığı görülmüştür.
Tüm bunlar borçlunun haciz adresinde üçüncü kişi ile birlikte ticari faaliyetini sürdürdüğü halde, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak işçi işveren ilişkisinin kurulduğunu gösteren güçlü deliller olarak kabul edilmelidir. Bu durumda da davanın reddi gerekirken oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; davacının sunduğu faturaların gerçekliği ve mahcuzlara uygunluğu yönünde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine, 26.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy