(2004 S. K. m. 96, 97)
Dava: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişiler vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili üçüncü kişi S... Gıda Ltd. Şti vekili, Balıkesir 3. İcra Müdürlüğünün 2007/6913 Sayılı takip dosyasında haczedilen mallardan bir kısmının müvekkili S... Gıda Ltd. Şti. ne ait olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılması ile tazminat talep etmiştir.
Bu dosya ile birleşen davada ise davacı üçüncü kişi M... M... Aydın Gıda Ltd. Şti vekili, Balıkesir 3. İcra Müdürlüğünün 2007/6913 esas sayılı takip dosyasında haczedilen malların diğer kısmının müvekkili M... M... Aydın Gıda Ltd. Şti. ne ait olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılması ile tazminat talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekiline her iki davada da dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır. Davalı borçluda davalara cevap vermemiştir.
Mahkemece İ.İ.K.nun 96. vd maddeleri uyarınca ispat yükünün davacıya ait olduğu dosyaya sunulan faturalar, ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ve tanık beyanları uyarınca haczedilen mahcuzların bir kısmının davacı üçüncü kişiye bir kısmının da diğer üçüncü kişiye ait olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüyle mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm davacı üçüncü kişiler vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık üçüncü kişilerin İ.İ.K.nun 96. vd maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Haciz, 28.7.2008 tarihinde borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste yapılmış, haciz mahallinde borçlu şirkete ait kaşe bulunmuştur. Keza işyerinin dışındaki tabelada borçlu şirketin isminin yazdığı haciz tutanağı içeriği ile sabittir. Bu durumda İ.İ.K.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu/alacaklı yararına olup bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişiler tarafından kesin ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Davacının delil olarak dayandığı isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı bulunan faturadaki malların ayırt edici özellikleri yazılmadığı gibi davacı üçüncü kişilerin bu malları borçlu şirketten satın aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca hem faturayı düzenleyen borçlu şirketin hem de adına fatura düzenlenilen üçüncü kişi şirketin adreslerinin aynı olması da dikkat çekicidir. Öte yandan soyut nitelikte kalan tanık anlatımları da yeterli ve hükme dayanarak yapacak nitelikte bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı üçüncü kişiler vekilinin temyiz itirazlarının reddine davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davacı üçüncü kişiler ve davalı alacaklıya iadesine, 16.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy