(2004 S. K. m. 96, 97) (1086 S. K. m. 76)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2009/18349 Esas sayılı dosyasında trafik kaydına haciz konulan, filen de yakalanan 06 ... ... Plaka sayılı aracın davacı tarafından, noterde yapılan sözleşme ile 31.8.2009'da satın alındığını, hacizden önce mülkiyetin davacıya geçtiğini belirterek istihkak iddiasının kabulüyle haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, borçlunun davaya konu araç kaydındaki haczin kaldırılması istemine yönelik İcra Müdürlüğü'nün red kararına karşı Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nde 2010/641 Esas sayıyla yaptığı şikayet başvurusundaki vekiliyle üçüncü kişinin bu davadaki vekilinin aynı kişi olduğunu, bunun da aradaki muvazaayı kanıtladığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), davaya konu aracı sattığını, kendisi ile bir ilgisinin kalmadığını belirtmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: davanın yersiz açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar dava açılırken, icra memuru işleminin iptali istenmiş ve başvurulan yol da şikayet olarak nitelendirilmişse de; dilekçedeki açıklamalardan uyuşmazlığın, İ.İ.K.nun 96. vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan istihkak davasına dair olduğunun kabulü gerekmektedir.
H.U.M.K.nun 76. maddesi uyarınca hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleriyle bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesiyle bağlı değildir. Bu ilke ışığında uyuşmazlığın, üçüncü kişinin istihkak davasına dair olduğunun kabulüyle İ.İ.K.nun 97/11. maddesi hükmünce, genel hükümler ve basit yargılama usulünün uygulanması, takip konusu alacakla mahcuz malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden, Harçlar Kanunu'na göre hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının başlangıçta 1/4'ünün alınması gerekecektir. Hükmü temyiz eden davacı taraf olsa da, yargılama harçlarıyla ilgili hatalar kamu düzenine dair olup, aleyhe bozma yasağı kuralının dışında kalacaktır. Bu sebeple davanın istihkak davası niteliğinde bulunduğu ve nispi karar ve ilam harcına tabi olduğunun dikkate alınmaması isabetli değildir.
Diğer yandan istihkak iddiasının İ.İ.K.nun 96/3. maddesi kapsamında 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gereği, dava şartı olup öncelikle ele alınması gerekir. Davacı taraf, davaya konu haciz kararı uyarınca aracın fiilen yakalandığını kabul ve beyan etmektedir. Bu durum karşısında öncelikle yakalama tutanağının getirtilmesi, sonucuna göre de davanın 7 günlük yasal hak düşürücü süresi içinde açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Belirtilen hususlar gözetilmeden eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davacı 3.kişiye iadesine, 06.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy