(2004 S. K. m. 277, 280)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 13.11.2012 Salı günü davacı F. G. vekili Av. E. A. geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, davalı borçlu M. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı İ. L.'e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı ve davalılar arasında akrabalık ya da benzer ilişkinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Somut olayda taşınmazın satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan bir fark bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak davalı İ. L.'in, davalı borçlunun boşanma davasındaki tanığı olmasından ve o davadaki tanıklık edeceği hususlara nazaran borçlu M. S.'nin alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu da açıktır. Davacının delil listesinde bahsi geçen boşanma davasını delil olarak göstermiş olmasından dolayı temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların yeni bir delil niteliğinde olmadığı da belirgindir. Bu nedenle davalılar arasındaki tasarrufun iptali gerekirken (İİK. 280/1) yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.11.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ADINAGEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2011/6
KARAR NO: 2011/497
DAVA: Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı)
DAVA TARİHİ: 06/01/2011
KARAR TARİHİ: 29/11/2011
Mahkememizde görülmekte bulunan Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
A-TALEP:
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında İzmir 6. Aile Mahkemesi 2009/397 esas sayılı katkı payı davası sonucu 15/12/2010 tarihinde alacağı hükmedildiğini, bu dava taraflarınca açılırken talepleri üzerine davacı tarafın gayrimenkulüne alacağı hükmeden mahkemece ihtiyati tedbir konulduğunu, ancak ilamı veren mahkeme tarafından tedbirin devamına hükmedilmediğinden karar tarihi olan 15/12/2010 tarihinden 9 gün sonra davalı M. S. Ö.'ün talebi üzerine 24/12/2010 tarihli ek karar verilerek tedbirin kaldırılmasına hükmedildiğini, bu ek karar alındıktan 4 gün sonra 28/12/2010 tarihinde gayrimenkulün diğer davalı İ. L. Ş.' e devredildiğini, bu ek kararın taraflarına 05/01/2011 tarihinde tebliğinden dolayı herhangi bir talepte bulunamadıklarını, bu süre zarfında davaya konu ilamın 22/12/2010 tarihinde İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2010/13509 sayılı dosyası ile icra takibine konduğunu fakat davalı borçlu M. S. Ö.' ün yıllardır kardeşi işe birlikte işlettiği iş yerine yapılan tebligatı almaması ve bila dönmesi nedeni ile ilgili gayrimenkule bu süre zarfında haciz konulamadığını, davalı M. S. Ö.' ün ilama karşılık alacağım karşılayacak başkaca bir menkul veya gayrimenkulünün olmadığını, ilamı veren mahkemece kararın verildiği çok kısa bir süre zarfında ihtiyati tedbirin kaldırılmasının istenmesi ve alınan ek karardan hemen sonra gayrimenkulün 14.500,00 TL gibi bir fiyata satıldığını, şimdiye kadar yapılan bütün tebligatların bilinçli olarak ve mal kaçırmak için alınmadığını, tedbir kaldırıldıktan sonra acele olarak bir müşteri bulunmasının hayatın olağan akışına ters olduğunu, bu devrin muvazaalı olarak mal kaçırmak amacıyla yapıldığını kötü niyete dayandığını, belirterek satış işleminin iptalini ilgili gayrimenkulde cebri icra yetkisi tanınmasını talep ve dava etmiştir.
B-CEVAP:
Davalı M. S. Ö. vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın İİK 277. Maddesi ve bundan sonraki maddelerine dayanarak davayı ikamet ettiğini fakat iptal davalarında müddeabihin değeri üzerinden nispi peşin harç alındığını; davacı yanın her ne kadar dava dilekçesinde satışın 14.500,00 TL üzerinden yapıldığını ileri sürmüşse de Bornova Tapu Sicil Müdürlüğü' nün 28/10/2010 tarih ve 19965 yevmiye nolu satış resmi senedinde 145.000,00 TL olduğunu mahkemeye celb edilen kayıtlarda görüldüğünü, öncelikle eksik kalan bakiye harcının davacı tarafça tamamlanması gerektiğini, davacı tarafın gayrimenkulün 14.500,00 TL bedelle satıldığını ancak mahkemeye celb edilen tapu kayıtlarından ve resmi senetten anlaşılacağı üzere gayrimenkulün 145.000,00 TL bedelle satıldığını, bu bedelin dosyaya sundukları İş Bankası dekont aslından da anlaşılacağı üzere 28/12/2010 tarihinde davaya konu gayrimenkulün satımı için diğer davalı İ. L. Ş. tarafından müvekkilinin hesabına yatırıldığını, davaya konu alacağın dayanağı olan İzmir 6. Aile Mahkemesinin 2009/397 esas, 2010/1094 karar sayılı katkı payı alacağı konulu dava dosyasında dava konusu olan gayrimenkule ilişkin 04/08/2010 tarihli bilirkişi incelemesinde gayrimenkulün değerinin 116.438,00 TL olarak tespit edildiğini ve karşı tarafın buna herhangi bir itirazda bulunmadığından bu bedel üzerinden Yerel Mahkemenin hüküm tesis ettiğini, davacı tarafın iddialarının yanlış olduğunu keza müvekkilinin bu gayrimenkulü istediği fiyata alıcı bulduğu için sattığını mal kaçırma kastı olmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı İ. L. Ş. vekili cevap dilekçesi ile; öncelikle eksik harç alındığından tamamlanmasının gerektiğini, davacının gayrimenkulün 14.500,00 TL üzerinden satış yapıldığını, fakat tapu kayıtlarından ve resmi satış senedinden anlaşılacağı üzere gayrimenkulün 145.000,00 TL üzerinden satıldığını, müvekkilinin tekstil işi ile uğraştığını davaya konu taşınmazı ulaşım kolaylığı ve ileride değer kazanabileceği düşüncesi ile yatırım amaçlı aldığını, müvekkilinin gayrimenkulü 145.000,00 TL bedelle almış olup bu bedelin satışın olduğu tarihte ki rayiç bedelin üzerinde olduğundan karşı tarafın düşük bedelle satıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin diğer davalı M. S. Ö. ile bir ticari münasebeti veya akrabalık bağının bulunmadığı gibi davalının aciz içinde olduğunu bilebilecek durumda dahi olmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
C-KANITLAR:
Davada kanıt olarak; resmi senet, tapu senedi, müzekkereler, icra dosyası ve banka dekontları mevcuttur.
D-GEREKÇE:
1- Davacı F. G. vekili bu dava ile Bornova ilçesi Pınarbaşı köyü 151 parselde kayim taşınmazın davalı M. S. Ö. tarafından İ. L. Ş.'e satıldığını, oysa davacının İzmir 6. aile Mahkemesinin 2009/397 esas sayılı konusu katkı payı olan davasında davacı lehine alacağa hükmedildiğini, 1. davalının yaptığı eylemin bu alacağı karşılıksız bırakmak olduğunu bildirerek dava dilekçesinin sonuç kısmında satış işleminin iptaline ve kendilerine taşınmazda cebri icra yetkisi verilmesini istemiştir. Dava dilekçesi bu hali ile İİK 277 ve devamı maddelerinde yer bulan tasarrufun iptali davası mahiyetindedir. Ancak davacı vekili 10/10/201 1 tarihli celsede davalarının tasarrufun iptali davası olmadığını muvazaa nedeniyle tapu iptali davası olduğunu ifade etmiştir.
2- Alıcı İ. L. Ş. in bu taşınmaza 145.000,00 TL vermek suretiyle satın aldığı konusunda ihtilaf yoktur. Sorun her iki davalı arasında bir işbirliği olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Zira davacı taraf bedel talep etmediğine göre muvazaa olgusunu kanıtlaması gerekir.
3- Davalılar arasında herhangi bir akrabalık ortaklık ya da benzeri yakınlık mevcut değildir. Diğer taraftan davalı İ. L. Ş. in bu taşınmazı 145.000,00 TL vererek satın aldığı parayı da banka havalesi ile göndermiş olduğu görülmektedir. Davalı tarafın dayandığı kısma göre bu kabil banka havalelerinin bazı hallerde muvazaayı kapatmak amacıyla yapıldığı ileri sürülmüş ise de bunun akside davacı tarafından kanıtlanabilmiş değildir. Diğer taraftan taşınmazın satış tarihinde tapu kaydında aile şerhi ya da benzeri bir sınırlama yoktur. Taşınmazın davacının davasını kazandığı tarihe yakın bir zamanda satılması davalı İ. L. Ş.'i etkileyecek hukuki bir sebep değildir. Bundan başka davacı taraf bu mücerret iddialarının dışında herhangi bir kanıt sunabilmiş değildir. Taşınmazın değeri hakkında 6. Aile Mahkemesinde keşif yapılmış ve değeri belirlenmiştir. Bu anlamda mahkememizde taraflarında talebi doğrultusunda ayrıca bir keşif yapılmasına gerek görülmemiştir. Satış bedeli ile 6. Aile Mahkemesinde tespit edilen taşınmaz değeri arasında önemli bir fark mevcut değildir. Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
E-HÜKÜM:
1- Açılan davanın REDDİNE,
2- Alınması gereken 18,40 TL harcın peşin alınan 215,35 TL den mahsubu ile fazla alınan 196,95 TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana İADESİNE,
3- Yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4- Tarifesine göre hesaplanan 1.740,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara VERİLMESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, temyizi kabil olarak karar verildi.29/11/2011 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy