(2004 S. K. m. 105, 143, 277, 278, 280)
Dava: Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili, davalı N. A. vekili ve davalılar K. Ö. ile S. E. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı borçlu N. A. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlu davalının kendisine ait taşınmazları diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar N. A. ve K. Ö. davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece İİK.nın 278 ve 280. maddeleri uyarınca davanın kabulüne ve davacı tarafın talep etmiş olduğu 187.500 TL miktarın davalı K. Ö.'den 354.000 TL miktarın ise diğer davalı S. E.'dan alınarak (davalı ve asıl borçlu N. A. aleyhine Eskişehir 2. İcra Müdürlüğünün 2010/5998 esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibindeki asıl alacak ve fer'ilerini geçmemek kaydı ile) davacı tarafa verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı N. A. vekili ve davalılar K. Ö. ile S. E. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, bu tür davaları elinde kat'i (İİK.nun 143.md) yada geçici (İİK.nun 105.md) aciz belgesi bulunan davacılar açabilir. Bu husus davanın görülebilme koşulu olup mahkemece re'sen (kendiliğinden) gözönüne alınması gerekir. Aciz belgesinin dava açılmadan dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasından ve hatta hükmün Yargıtay'ca onanmasından veya bozulmasından sonra bile sunulma olanağı vardır. Somut olayda davacı tarafından dosyaya kesin aciz belgesi ibraz edilmediği gibi geçici aciz belgesi niteliğinde haciz tutanağı da ibraz edilmemiştir. Bu durumda mahkemece davanın ön şartı olan aciz belgesinin ibrazı için davacı tarafa süre verilmesi, aciz belgesi ibraz edildiği takdirde davacının alacağının dayanağı olan mahkeme ilamının tasarruf tarihinden sonra olduğu, ancak davacı ile borçlu davalı arasında tasarruf tarihinden önce de bir davanın görüldüğü gözönüne alınarak borcun doğum tarihinin belirlenmesi, tarafların tüm delillerinin toplanması ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de davaya ihbar edilmek suretiyle dahil edilen kişilere ilişkin olarak da bu kişilerin tasarrufu yönünden de aslında iptal talep edildiği göz önüne alınmayarak davanın ihbar edildiği kişilere yönelik bir karar oluşturulmaması da doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalılar N. A. vekili ile K. Ö. ve S. E.'un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılar N. A., K. Ö. ile S. E.'a geri verilmesine 31.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy