(6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 116) (2918 S. K. m. 85, 91)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı M. A. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların işleteni ve trafik sigorta şirketi oldukları aracın, 1.7.2008 tarihinde neden olduğu trafik kazası sonucunda müvekkili sigorta şirketi tarafından Kasko Sigorta Poliçesiyle sigortalanan araçta meydana gelen hasar sebebiyle müvekkili sigorta şirketi tarafından 4.703,62 TL tazminatın 26.9.2008 tarihinde sigortalısına ödendiğini, ödenen bu tazminatın rücuan tahsili amacıyla davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine icra takibinin durduğunu belirterek, davalılar tarafından icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ise, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davalı M. A.'a ait aracın dava dışı sürücüsünün %50 oranında kusurlu olduğu benimsenmiş ve ... davanın kabulüyle davalının, icra takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminat isteminin reddine, ... karar verilmiştir. Karar, davalı M. A. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, 6762 sayılı T.T.K.nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu olayda, 1.7.2008 tarihinde davacı Allianz Sigorta A.Ş tarafından kasko sigorta poliçesiyle sigortalanan 48 ... ... plakalı araçla, davalı M. A.'ın işleteni olduğu 35 ... ... plakalı aracın çarpışması sonucu, araçta meydana gelen hasar bedeli 4.703,62 TL davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenmiş ve eldeki bu rücuan tazminat davası açılmıştır. Dava dilekçesinde, kazaya karışan diğer aracın işleteni olan davalı M. A. ve bu aracın trafik sigorta şirketi olduğu ileri sürülen Başak Groupama Sigorta A.Ş' ne husumet yöneltilmiştir. Davalı M. A. vekili ise, müvekkiline ait aracın, davalı olarak husumet yöneltilen Başak Groupama Sigorta A.Ş nezdinde sigorta poliçesinin bulunmadığını, müvekkiline ait aracın, davacı Allianz Sigorta A.Ş tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş ve araca ait trafik sigorta poliçesini dosyaya sunmuştur.
818 sayılı B.K.'nun 116/1. maddesinde, Alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının bir şahısta içtimaıyla borç sakıt olur. hükmü yer almaktadır.
Dosyada bulunan trafik sigorta poliçesinden, kazaya karışan davalı aracının kaza tarihi itibariyle davacı sigorta şirketine trafik sigortalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, bu kazayla sebebiyet verdiği zararlar bakımından poliçedeki limit çerçevesinde 2918 Sayılı K.T.K.'nun 85. ve 91. maddeleri uyarınca davalının hukuki sorumluluğunu üzerine aldığı, hem zarar gören hem de zarar sorumlusu kavramlarını üzerinde topladığı, alacaklı ve borçluluk sıfatlarının birleştiğinin kabulü gerekmektedir.
Bu durumda; mahkemece, davalı M. A.'a ait aracın, aynı zamanda davacı sigorta şirketine 10.000,00 TL limitle zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı olduğundan, dava dilekçesinde istenen miktar itibariyle de poliçe limiti kapsamında kaldığından ve davacının, kendi sigortalısından isteyebileceği miktar söz konusu olmadığından, adı geçen davalının sorumlu olduğu miktar yönünden alacaklı ve borçluluk sıfatlarının davacıda birleştiği dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Dosya içinde bulunan trafik sigorta poliçesinden, davalı M. A.'a ait aracın, davalı olarak kendisine husumet yöneltilen davalı Başak Groupama Sigorta A.Ş tarafından sigortalanmadığı anlaşıldığından, davalı sigorta şirketine husumet yöneltilmesi doğru değildir. Şu durumda; mahkemece, davalı Başak Groupama A.Ş yönünden de husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yukarda yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasal uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre; davalı vekilinin kusur oranına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı M. A. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre; davalı vekilinin kusur oranına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalı M. A.'a iadesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy